Bir aylık bir bebektim, terk edilmiş bir oda,
Kendi evimde sürgün, yabancı bir dünyada.
Tavanlara asılan o masum çocuk bendim,
Ben acıyı daha kundaktayken sevdim.
Beni yeniden sevginin var olduğuna inandırdın;
Onca yaraya, paramparça olmuş kalbime rağmen...
Bir sevgi yeşerdi yıkılmış enkazlarımın içinden;
Bir güneşin topraktaki tohuma vurması gibiydi gülüşlerin,
Alıştım sana; yokluğunda kara bir hüzün çöküyor içime,
Yeniliyorum her defasında, sana olan o sonsuz sevgime.
Eskimiş bir kitabın sayfaları gibiydi gönlüm; kenarları kıvrılmış, satırları silinmiş ve yorgun.
Hangi harfe dokunsam acı sızardı, hangi söze tutunsam elimde kalırdı.
Güvenmek, bir uçurumun kenarında gözlerini kapatmak gibi gelirdi bana,
Ve sevgi... Duyduğumda kalbimi koruyan o zırhın çatladığını hissederdim.
Tek başıma yürüyorum sahil boyu,
Bir dalgalara bakıyorum, bir boşluğa...
Her şey öyle anlamsız, öyle yavan ki bugünlerde;
Ne hayatın tadı var artık, ne toprağın tuzu.
Yaralı kadınların gülüşü bir başka güzeldir
Mutlu sanırsın icinde oysa ne fırtınalar var
İcinde yıkık dökük harabeler depremin enkazinda kalmış anılar
Gözleri çok güzel ışıldar mesela bakınca dalıp gidersin
Bir cennet bahcesi izler gibi izlersin
Yine aylar yıllar sonra seninle karşılaştık
Senden uzaktayken fırtınalar, kasırgalar kopuyor içimde
Şimdi karşına geçince masum bir çocuk gibi oluyorum
Fırtınalı denizlerden çıkıp sakin bir limana giren gemi misali...
Yıldız Gözlüm
Gülüşünle uyanır tabiat, çiçekler seninle açar,
Kirpiklerinden süzülen o yel, baharı müjdeler.
Sesin huzur verir ruhuma, kuşlar gibi şakır,
Tenin yayla kokusu taşır, mis gibi çiçekler...
Anlam kazanır mısralarım sen gelince yanıma,
Gönlüm yorgun, yıkık dökük bir liman,
Fırtınalar savurur, kalmadı derman.
Yaralar kanar durur, kapanmaz her an,
Güvenmeyi unuttum, yok hiç kimse inan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!