Yazıyorsun yazdıklarını okuyan, gören olmuyor, hal hatır soruyorsun, iyiyim deniyorda, sen nasılsın diye soran olmuyor. Ah astarı yüzünden pahalı olan dünya! Hayat böyle işte; umdugunla değil, buldugunla yetinmeyi öğretiyor zamanla..
Bu yaşıma geldim, bilerek, isteyerek hiç bir canlıya zarar vermedim, kalp kırmadım, Rabbim şahit. Çok kanıma girdiler, günahıma girdiler, canımı yaktılar.."mazlumun ahı devirir şahı" ahımı alan onmadı, bilmem bildiler, bilmem bilmediler.
Tüm direncim kırıldı! Ne olacak şeyler için, ne de olmayacak şeyler için direnmiyorum artık. Şairin de dediği gibi "su akar yolunu bulur" İncinen gururum degil, hassas ruhum. Bu da gecer ya hû, bunu da unuturum...
Söz konusu gönül olunca, acemiyim işte..
Son günlerde, sebebini bilmediğim bir yılgınlık var üzerimde. Olur olmaz her şeye canım sıkılıyor, sigarayı yine çoğalttım, üstelik de sürekli uyumak istiyorum, eskiye özlemler büyüterek, gecelerce..
Ne çayın eski tadı var ne kahvenin, ne de sonu gelmez saatler boyu süren, yüzeysel sohbetlerin.
Samimiyetsiz; nasılsınlar.. iyiyimler.. (!)
Artık, müzik dinlemiyor, şiir yazmıyorum.
Hiç gelmeyecek birisiini beklemiyor..
Uzakta olanı özlemiyorum.
Aydınlıktan kaçıp, karanlığa sığınıyor
Her zaman ki gibi, göz yaşımı saklıyorum.
Bağzen sadece gitmek gerekir
Hiç bir şey demeden, ardında iz bırakmadan
Öylece, sessiz..
Kayboluşun da, bir hikayesi olmalı..
Yalnızlığa ve aşka adanmış, şiirler gibi.
Çocuktu büyüdü
Ve genç kızlığa usulca yürüdü
Sonra eş oldu
Ve anne oldu en güzelinden
Senin de zamanın geçer bir gün
Belini ikiye katlayan bulunur
Ne kadar kudretli olsan da
Bileğini kökünden dürenler olur
Gözlerine perdeler düşer de
Haykır yüreğim
Söyle en güzel şarkısını bahtsız kaderin.
Dilim lâl, kalemim kırık..
Boğazımda düğüm düğüm hıçkırık.
Kalkmıyor kolum kanadım
-Yalnızlık ve keder-
Bir cam buğusunda, aydınlığımız.
Yürüyoruz ya! karanlığımızı bilerek en derinlere
ve nedense seviyoruz hüzünleri iç denizlerimizde.
Bir aşk için yapılabilecekler nelerdir, bunun bir listesi varmı bilmiyorum. Sanıyorum herkes aşkını yaşarken kendi bildikleri doğrultuda savaşını yapıyor ve mucadelesini veriyor. Ben savaşmayı seven biri değilim mücadele etmeyi unutalı uzun zaman oldu. Aşk için yapabileceğim tek şey var o da kanımın son damlasına kadar sevmek. Karşılık bulamıyorsam yada yeteri kadar sevilmiyorsam ki bunun bir ölçüsü varmı bilmiyorum. Mutlaka kendi eksikliğimdendir..diye düşünürüm hep. Bu yüzden içim hiç rahat olmaz. Gitmeye karar vermişse zaten gidecektir bana ona yol açmak düşer, engel olmak değil. Tabiiki gönül kalmasından yanadır ama belkide gitmesi gerekiyordur. Eğer biten duygularsa bahaneler bir işe yaramaz. Kendimi ecel köprüsüne assam da, giden asla geri gelmez.
Bazen insan isteyerek yada istemeyerek bazı hatalar yapabilir. Yaptığın şeyin iyi bir şey olduğunu sanabilirsin ama bu dışardan nasıl göründüğüne bağlıdır. Yani kaş yaparken göz çıkarabilirsin. Aslında insan sevgide ve duyguları yaşamakta özgür hissetmeli kendini. Burada nasıl davranmalıyım, şurada nasıl konuşmalıyım, keşke şunu yapmasaydım, keşke öyle demeseydim ler..varsa bir ilişkide bir şeyler yanlış demektir. Aşkda kontrol olmaz, kontrol varsa eğer baskı var demektir. Bu da aşkı yaşamana engeldir. Her an kaybetme korkusuyla yaşayamaz insan. Seven sevdiğinin hatalarınıda sever, onu olduğu gibi kabullenir. Yaptıklarında yanlışlar bulabiliyorsa zaten sevgisini sorgulamak gerekir. Seven sevdiğini yapamadıklarıyla değil, yapmaya çalıştıkları ve gayretiyle değerlendirir.
Hayatı ıskalama luksumuz yok evet ama kaçırdığımız ve yaşamak için geç kaldığımız o kadar çok şey var ki. Bunu anladığımız zaman işte sınır tanımıyoruz çünkü zaman daralmıştır artık. Herşeyi hızlı yaşamaya başlarız bir an da olsun bitsin isteriz ve bu isteklerimiz gerçekleşmeyince hayal kırıklığı yaşarız. Oysa sevgi emek ister güven ister ve belli bir süreçten geçer. Bu aşamalarda sevgiyi ve kendimizi yıpratırız sabır gösteremeyiz nedense.
Ayrılma vakti geldiğinde acılarımızla yeniden başbaşa kalırız. Kabullenmek istemeyiz bittiğini. Oysa hala içimizde taptazedir aşkın güneş çiçeği. Doyamadan gözlerine bakmaya, bir tek kelamına hasretken hala o sizi yanlızlığınıza terkedip gitmiştir çoktan. İşte tek sadık dostunuz olan yalnızlığınız yine yanı başınızda size bakmaktadır öyle mahsun, öyle boynu bükük. Endişeden büyümüş iri gözleriyle sizi kucaklamaya hazırdır, her zaman olduğu gibi. Zaten hep böyle olmamışmıdır geçmişte de. Hep birilerini seversin, bağlanırsın, alışırsın, onunla yepyeni bir dünya kurarsın kendine. Ve ne zaman biri gitmeye kalksa senden panıklersin, geri dönersin yalnızlığına. o orada hep seni bekler çünkü bilir bir gün ona döneceğini. Bir rafta duran kitapların kapağını açacağın günü bekler sabırsızlıkla. Sokaklar hasrettir ayak seslerine ve bekler hep kulağı sesde.
Yeleleri kırlaşmış yılkı
Toyluğu neylersin?
Belli ki özlersin bozkırı (!)
//..Özgürdük! Deli taylar gibi..//




-
Ahmet Genç
-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarDiline,kalemine sağlık
Gündemi ve "insanı" meşgul eden tüm kirliliğe, nefret ve ayrıştırma diline rağmen, "ağız tadıyla" iyi bayramlar dilerim...
Saygı, sevgi ve muhabbetle...
Mustafa Bay
Daha güvenli, daha huzurlu, daha "insancıl" yarınlar dileği ile..
Anneler Gününüz kutlu olsun...