Vakit vuslatı çoktan geçti, biz hala bir takvimin eşiğindeyiz,
Ruhum, sana ait her cümlede kendine bir yuva arıyor.
Oysa bazen bir ses, bazen bir sessizlik öyle bir vuruyor ki;
İçimdeki o sarsılmaz dediğim kaleler, birer birer yıkılıyor.
"Nasılsın?" diye sorma bana, bir düğümün ortasındayım,
Çözülmeyi bekledikçe kördüğüm olan bir hikâyenin...
Sen kendi kıyında fırtınasız bir liman ararken,
Ben senin dalgalarında, adımı unutan bir yolcuyum.
Söylesene, hangi mevsimde kaldık biz, hangi takvimde?
Her şey bu kadar tamken, neden bir yanımız hep eksik?
Sen sustukça zaman geçiyor, ömürden birer birer gidiyor;
Ben ise senin sessizliğinde, her gün biraz daha soluyorum.
Hangi kapıyı çalarsam çalayım, yankısı hep aynı belirsizlik,
Dizlerim yorgun artık, ruhum sanki boşluğa değiyor.
Bir fırtına koptu içimde, kimsenin duymadığı, görmediği...
Dallarımı kıran rüzgâr, tanıdık bir iklimden esiyor.
Sustuklarım artık benden daha ağır, taşıyamıyorum bu sessizliği,
İnsan, en çok güvendiği yerden uzağa düşerken üşüyor.
Ansızın bir cümle gelip de vurunca yüzüme gerçeği,
Anladım ki; senin en güvenli kalelerin bile rüzgâr alıyor.
Sen beni sakladığını sanırken o korunaklı gölgelerde,
Benim gururum, o belirsizliğin buz tutan ayazında bekliyor.
Ömrümü bir sevdaya rehin vermişken, neden 'eksik bir harf' gibi kaldık?
Neden her şey bu kadar tamken, bir şeyler hep yarım bırakıldı?
Ben seninle her zorluğa göğüs geren o eski toprak,
Şimdi hangi rüzgârın önünde savrulduğumu bilemez oldum.
Sadakati bir sözleş meye, güveni bir senede sığdıranlar var,
Oysa ben ruhumu, hesapsızca avuçlarına bırakmıştım.
Şimdi o ağır sessizliğin altında eziliyor bütün hayallerim;
Sahi, senin doğrun ne zaman benim tek gerçeğim olacak?
Başkalarının kurduğu cümleler, neden benim gerçeğimden daha gür?
Neden biz kendi masalımızda, başkalarının yazdığı sonu yaşıyoruz?
Gözlerimdeki o eski ışık, şimdi yerini bir siteme bıraktı;
Çünkü ben artık, sadece senin sevginle değil, bir belirsizlikle savaşıyorum.
İnsan en çok, güvendiği dağın karıyla sınanırmış bu hayatta,
Ben seninle her yokuşu düzlüğe çıkarmaya razıydım oysa.
Ama her defasında o aynı 'belki'nin duvarına çarpıyorum;
Yorulmuyor musun sen de bu cevapsız sorularla yaşamaktan
Biliyorum, her şeyin bir zamanı var, her düğüm bir gün çözülür,
Ama o gün geldiğinde, insan bir enkaza dönüşür.
Ben sana bütün kalbimle inanmışken, bu belirsizlik çok ağır;
Dökülüyor artık bu mısralar, senin sessizliğinde.
Bitti işte...
Kelimelerim artık kendi içine sığınıyor,
Zamanın eli kolu bağlı, benim sabrım ise son demlerinde.
Vakti gelince o düğümler elbet bir gün çözülür;
Ama ben senin o bitmeyen bekleyişlerinde, en çok kendimi unuttum.
Kayıt Tarihi : 22.3.2026 00:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!