Seni sevmek birini beklemek değildi;
gelmeyeceğini bildiğim bir mevsime
pencere açmaktı.
Ben sana hiç kavuşmadım. Ama içimde
sana ayrılmış bir hayat vardı.
Kimsenin bilmediği bir yerde
seninle konuşur,
günün nasıl geçtiğini sorar,
cevabını beklerdim.
Bazen susardık.
Öyle uzun susardık ki
birbirimizi sevmenin
kelimelerden daha eski bir şey olduğuna inanırdım.
Sonra hayat
hiç yaşanmamış bir şeyi
benden alır gibi
seni benden uzaklaştırdı.
Oysa sen zaten uzaktın.
Belki de insanı en çok
sahip olmadığı şeyin yokluğu yoruyor.
Çünkü kaybedilenin
bir sonu vardır;
ama hiç yaşanmamış olanın
nereye kadar süreceğini kimse bilemez.
Ben seni geçmişimde taşımıyorum.
Geçmişimde sana ait hiçbir şey yok.
Seni geleceğimde taşıyorum.
Olmayacak sabahlarda,
hiç oturmayacağımız bir sofrada,
hiç duymayacağın bir “hoş geldin”de,
yanında olamayacağım bütün yaşlarda
bir yerin var.
Ve bunu bilmek
insanın kalbine sessizce yerleşen
uzun bir keder gibi.
Sana kızamıyorum.
Çünkü bana hiçbir şey vaat etmedin.
Ben kendi içimde
bir ömür kurdum sana;
sen o ömrün
nerede başladığını bile bilmiyordun.
Belki bütün mesele buydu.
Ben seni severken
senin bundan haberin bile yoktu.
Şimdi senden vazgeçmek
seni hayatımdan çıkarmak değil.
Çünkü sen
hiç girmedin hayatıma.
Benim vazgeçtiğim şey,
seninle mümkün sandığım
o küçük dünyaydı.
Bir ev vardı orada.
Bir akşam ışığı.
Masada iki tabak.
Pencerede yağmur.
Ve ben vardım;
senin yanında,
hiç olmadığım kadar kendim.
Şimdi anlıyorum...
İnsan bazen birini kaybetmiyor.
Hiç yaşayamadığı ihtimallerin
yasını tutuyor.
Benimki de böyleydi.
Seni değil,
seninle yaşayamadığım hayatı özledim.
Çünkü senden geriye
hatırlayacağım bir gün bile kalmadı.
Benim bütün acım,
seninle yaşadıklarım değil;
bir ömür boyunca
hiç yaşanmayacak şeyleri
seninle yaşanmış gibi sevmekti.
#Emre
Kayıt Tarihi : 9.09.2026 02:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!