İlmin kadim yurdunu, küfr ile bâtıl sardı
Zâhirde Anadolu, menzilde ilmin vardı
Enfusta yanan ateş, bâtıla sâkin kaldı
Sâkini zâyî sanan, gaflet cehle tuzaktı
Zâhirle hüküm veren, hakîkatten uzaktır
Yûnus'un odunundan Taptuk'la yanan ateş
O gün suskun olsa da, kül altında kor vardı.
Küllerinden dirilip, Kaf dağı aşmak için
Demir dağı yeniden, o sönmemiş kor yardı
Bin yıllık ulu çınar, tek tohumda sırlanır,
Gökleri tutan gövde, o tohumdan dallanır.
Vîran sanma toprağı, onda Âdem âyandır!
Şey ile tân eden bir tek şeytan aldanır.
Cisim sanma sancağı, remzinde hüküm vardır
Dalgalanan al sancak, şahâdet nişânıdır.
Öldü sanma atanı, şehit bâkî olandır
Dalgalanan bayrağı, senden tutan onlardır
Düşen çınar tohumu, bir Ekim'le canlanır,
O gün bir Âdem gelir, tüm çınarlar şahlanır!
Kemâl vakti yakınsa, her seherin ardından,
Hakîkati anlatan, bir Mustafa yollanır
Arz-ı Rûm'da kelâmın, asil mührü vuruldu,
Hâlikin kalemiyle, o gün mizan kuruldu!
Muhtaç olunan kudret, asil kanda mevcuttu!
Seferde olanlara, Zafer Hak'tan vahyoldu.
O Ekim'in sonunda, bin bâtıl zâyi oldu.
Kayıt Tarihi : 4.10.2026 22:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!