Ekim Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
864

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Ekim

ekim geldi yine,
takvimden bir yaprak düştü diye,
sonbahar sanıyor millet.
oysa insanın içinden düşenleri hangi takvim yazar? hangi belediye süpürür kalbin kaldırımına dökülenleri?

ağaçlara bakıyorum,
ne güzel vazgeçiyorlar fazlalıklarından.
ne bir sitem,
ne bir mahkeme,
ne de gidene bunca yılın hatırı vardı diyorlar.
dal biliyor çünkü,
zorla tutulan yaprak bahara çıkmaz.

biz insanız işte,
bir yaprağın bildiğini elli yılda öğrenemiyoruz.
gideni kapıda bekliyor,
dönmeyene sofra kuruyor,
sonra da adına sadakat diyoruz.
belki sadakat değil bu,
insanın kendi yarasına alışmasıdır biraz.

ekim geldi.
sokakların omzuna ince bir serinlik çöktü.
güneş bile eskisi kadar iddialı doğmuyor artık.
sanki o da anlamış.
çok parlayan her şeyin akşamı erken olur.

gençken baharı severdim,
her çiçeği başlangıç sanırdım.
şimdi sonbaharı seviyorum.
çünkü sonbahar kimseye yalan söylemiyor.
gideceğim diyor,
sararıyor,
düşüyor ve gidiyor.

insan öyle mi?

önce ölsem bırakmam diyor,
sonra bırakıyor.
unutmam diyor,
unutuyor.
sensiz yaşayamam diyor,
bir bakıyorsun senden sonra
senden daha güzel yaşıyor.

demek ki söz dediğin de bir çeşit yaprakmış,
mevsimi geçince tutunduğu daldan utanıyor.

ekim biraz da insanın aynasıdır.
yazın kalabalığında görmediğin ne varsa.
serin bir akşamda oturur karşına.
yarım kalan aşklar,
geç kalınmış özürler,
söylenmemiş vedalar.
hepsi senden hesap sorar.

ben de dedim ki.
sıraya girin efendiler,
hepinizin bende alacağı var.
ama bilin ki ben de sizden alacaklıyım.

birine gençliğimi verdim,
birine uykularımı.
birinin ardından kendimi eksilttim.
ötekinin bir gülüşüne koca bir ömür biçtim.
şimdi düşünüyorum da,
kalp ne tuhaf tüccar,
zarar ettiği dükkana yine ilk o koşuyor.

ekim geldi,
kuşlar bile yolunu biliyor.
bir tek insan nerede duracağını öğrenemedi.

kimi yanlış kapıda ömür tüketiyor,
kimi doğru insanı yanlış gurur yüzünden kaybediyor.
kimi sevgiyi buluyor ama kıymetini bilmiyor.
sonra yıllarca kaderden şikayet ediyor.

kader de bir köşede bize bakıp gülüyordur.
ben ne yaptım be adam,
kapıyı sen çarptın.

şimdi akşam erken oluyor.
iyi de oluyor.
bazı yüzleri karanlık daha güzel saklıyor.
bazı hatıraları da.

çünkü her şeyi aydınlatmak marifet değildir.
insanın bazen görmemesi gerekir.
unutmak için değil,
yaşamaya devam etmek için.

ekim bana şunu öğretti.
her eksilmek kaybetmek değildir.
ağaç yaprağını kaybeder,
ama gövdesini kurtarır.
insan da bazen birini kaybeder,
kendine kavuşur.

işte bütün mesele bu.

kim gittiyse yolu açık olsun.
kim kaldıysa gönlü sağlam kalsın.
çünkü insanı yaşlandıran takvim değildir dostlar,
aynı acının kapısını her gece yeniden çalmaktır.

ben artık çalmıyorum.

kapının önünden geçiyorum,
içeride kim var diye merak bile etmiyorum.
çünkü bazı evlerden çıkmak yetmez.
anahtarını da denize atmak gerekir.

ekim geldi.

varsın yapraklar dökülsün.
varsın sokaklar serinlesin.
varsın gökyüzü biraz erken kararsın.

biz ne kışlar gördük bir çift gözün içinde.
hem korkma gönül,
her sonbaharın ardından bahar gelmez belki,
ama insan her kıştan sonra aynı insan olarak da çıkmaz.

bazen bahar gelmez, sen bahar olursun.

ekim bunu bilir.

ağaç susar,
rüzgar söyler,
yaprak gider,
dal öğrenir.
insana gelince.

o da en sonunda öğrenir.

ama ne yazık ki çoğu zaman öğrenecek,
kimse kalmadığında.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 4.10.2026 21:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!