Nar ağacının çığlığı
Kan kırmızısı
Dalında ayrılık
Yaprağında yalnızlık
Saklı imiş.
Sonsuz bir rahmet. Sonsuz bir inanç. Sonsuz bir aşk. Sonsuz mavilik. Uçurum çiçeği. Gökkuşağı. Ay ve güneş. Yalnız ömrüme eş. Ağaç, çiçek, gökyüzü. Nar çiçekleri.
...
...
Yüzün
Ben sende tümüm.
Güzelliğini kıskanır bütün kelimeler
Bu dil yalnız senin adını heceler
Sayıklıyor korkularım kurşun gibi geceler
Ne fayda ne fayda sevmişim seni
Yoktur eşin ilmek ilmek işlemişim
Neyse diye bir kelime var hayatımızda
Neyse
Neyse her ne ise
Nereye koysan yakışan
Üstümüze yapışan
O geceye kurşun gibi bir cümle bıraktın.
Altında senin imzan
Ve şair
Ve insan
O havalı abiler...
Gözyaşlarım geceyi yırtarak,
Zamanı, en derin uykusundan uyandırıyordu.
Ölüme davetiye çıkarıyordu duygularım,
Ve bitmeyen siyatik ağrılarım...
Küstüm.
Bir çocuk gibi küstüm.
Şu sıralar...
Biraz sana,
Çokça bana,
Hiç olmayacak olan bize.
Sonra,
Al göğsünde sakla.
Öp beni,
Beni büyüt.
Bütün sanrılardan, sancılardan, acılardan...
Uzak tut.
Plastik çiçekler büyütüyorum artık
Plastik duygular
Taştan bakışlar var hayatımızda
Taşa çevirdin
Bir taşla konuşuyorum
Taşın dilini öğreniyorum
Hayallerim bir bodrum katından ibaret
Rutubet kokan mısralarım ve sen nihayet
Ömrümü adadığımdın budur tek işaret
Ve sen aşka, aşk senden alır zarafet
Ne yapmalı ne yazmalı sana dair?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!