Gecenin gölgesinden süzülüp gelen yılan,
Bedenimi zindanlık kör karanlığa attım.
Nefesimi keserken ruhumu esir alan,
O ecel şurubuna damla damla ben kattım.
*
Kaynatırken kazanda kara toprağın pası,
Sönmek bilmiyor asla beynimdeki yası,
Bir şurupçu elinden ölümün iğrenç tası,
Soğuyan bedenimle mezar evine yattım.
*
Karanlık mekanlarda çamurdan dert dererek,
İçindeki vahşeti çığlık çığlık sererek,
Can çekişen ruhumu ta derinden vererek,
Zifiri karanlıkta o son kadehi tattım.
*
Kazandaki köpüğü kandan ibaret kalmış,
Zavallı bedenimi amansız bir dert almış,
Ölümün pençesinde çırpınan ruhum dalmış,
Acıyla kıvranarak kanlı toprağa battım.
*
Kabaran şurubundan dökülüyor acılar,
Derinden işlemekte kemiğime sancılar,
Başımda bekleşenler hep siyah yabancılar,
Bir hiç uğruna ben de bu bedenimi sattım.
*
Damarlarımda gezen alev bedeni vurur,
Ömür denen o şerit birden incelir durur,
Ecelden gelen şerbet dudaklarımda kurur,
Kendi mezar taşımı ellerimle kanattım.
Kayıt Tarihi : 9.10.2026 09:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!