Çocuklukta gölgelerden kaçarken,
Geceleri korku zehir saçarken,
Mezarlıkta kara çiçek açarken,
Başımızda kör baykuşlar uçarken;
Elim kara toprak! der, taş atardık,
Hemen karanlık çamura yatardık.
*
Delikanlı çağda gece gezerken,
Merhameti taşlar ile ezerken,
Kör bıçakla kanlı izi çizerken,
Her adımda birer tuzak sezerken;
Senin için ölüm! der, kan arardık,
Hemen korkunç bir yalana sarardık.
*
Yaşlılıkta kara gece çökerken,
Zehirli yaş gözlerimiz dökerken,
Ecel gelip ruhlarımız sökerken,
Soğuk ölüm boynumuzu bükerken;
Acele yok! der, zehirler katardık,
Hemen dipsiz bir yalana batardık.
*
Dar mahzende nefessiz boğulurken,
Işıklardan lanetle kovulurken,
Kör kurşunla sırtlardan vurulurken,
Kıyamette mahkeme kurulurken;
Suçumuz yok! der, karalar çalardık,
Hemen iğrenç bir çamura dalardık.
*
Oluk oluk masum kanı akarken,
İhanetler ruhumuzu yakarken,
Korku dolu gözler bize bakarken,
Kafamıza kızgın çivi çakarken;
Biz yapmadık! der, dostları satardık,
Hemen kanlı bir çamura yatardık.
*
Zulmet içinde sessiz ezilirken,
Soğuk ipler boğaza dizilirken,
Saklı kalan günahlar sezilirken,
Kara taşa ismimiz çizilirken;
Haberim yok! der, yeminler sayardık,
Hemen sinsi bir çamura kayardık.
*
Ceset gibi karanlıkta çürürken,
Kör uçurum kıyısında yürürken,
Kızıl sisler dört yanımız bürürken,
Kanlı zincir ayaklarda sürürken;
Merhamet et! der, kanlı yaş dökerdik,
Hemen o pis çamurlara çökerdik.
*
Fırtınalar çığlıklarla koparken,
Kör şeytanlar zulme secde yaparken,
Doğru yoldan uçuruma saparken,
Menfaatler için puta taparken;
Günahım yok! der, iftira saçardık,
Hemen kirli bir yalana kaçardık.
*
Kefenleri dost boynuna biçerken,
Kadehlerden kanlı zehir içerken,
Cesetlerin üzerinden geçerken,
Kurbanları birer birer seçerken;
Dostunuzduk! der, korkular satardık,
Hemen soğuk bir çamura yatardık.
*
Kor külleri rüzgarla savururken,
Cehennemler canları kavururken,
Balçıkları kanlarla yoğururken,
Gece yeni dehşetler doğururken;
Ben görmedim! der, öfkeye binerdik,
Hemen zehirli çamura sinerdik.
*
Kulakları çığlıklara tıkarken,
Umutları enkazlara yıkarken,
Boğazları pençelerle sıkarken,
Mezarlardan ölü gibi çıkarken;
Ruhum aktır! der, lanetler katardık,
Hemen lağımlı çamura yatardık.
*
Karanlığı yollarına sererken,
Kanlı ağlar köşelere gererken,
Zehirli ot bahçelerden dererken,
Masumları sahte dille yererken;
Suçlu odur! der, kurbanlar arardık,
Hemen uğursuz yalana sarardık.
*
Kör hançerle gözlerini oyarken,
Ölülerin kefenlerin soyarken,
Her tabuta birer lanet koyarken,
Duvarları kızıl kanla boyarken;
Elim temiz! der, suçumuz atardık,
Hemen bataklık çamura yatardık.
*
Zindanlarda ecel gibi solarken,
Ciğerlere kara duman dolarken,
Pişmanlıkla saçlarımız yolarken,
Kabuslara birer esir olurken;
Kader böyle! der, dehşetler satardık,
Hemen karanlık yalana batardık.
*
Kanlı seller mezarlardan taşarken,
Kara gölge duvarları aşarken,
Akıllarda pusulalar şaşarken,
Cehennemde korkularla yaşarken;
Biz ölmeyiz! der, zehirler katardık,
Hemen uğursuz çamura yatardık.
*
Karanlıkta ölüleri anarken,
İçimizde cehennemler yanarken,
Derin yara durmaksızın kanarken,
Her gölgeyi birer cellat sanırken;
Kurtuluş var! der, geceyi yarardık,
Hemen zehirli yalana sarardık.
*
Son nefeste ömür mumla biterken,
Gözlerimiz kör boşlukta yiterken,
Dostlarımız uçuruma iterken,
Kuzgunlarsa etlerimiz diderken;
Vicdanım pak! der, ruhları satardık,
Hemen mezarlık çamura yatardık.
*
Dar kabirde yılanla boğuşurken,
Karanlıkta zebani buluşurken,
Kefenleri alevle tutuşurken,
Kör gölgeler lanetle konuşurken;
Hiç suçum yok! der, çığlıklar atardık,
Hemen ebedi yalana batardık...
Kayıt Tarihi : 30.10.2026 11:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!