Düşünmeden, acımadan, utanmadan
kocaman yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.
Ve şimdi oturuyorum böyle yoksun her umuttan.
Beynimi kemiriyor bu yazgı, hep bu var aklımda;
oysa yapacak bunca şey vardı dışarıda.
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Şairim, sözünü ettiğiniz duvarlar şimdi de var...
"Düşünmeden, acımadan, utanmadan
kocaman yüksek duvarlar..." şimdi daha "hesaplı", fazla ve acımasızca örülmüş. Üstelik çok daha yüksektirler...
Aradan geçen bir asırlık zamana rağmen çok fazla şeyin değişmemiş olduğunu kanıksayacaktınız yaşıyor olsaydınız.
Ancak en büyük fark şu: siz o duvarların farkına vardınız ve anlattınız; oysa bugün bu duvarları anlat(a)mayanların sayısı da bir hayli kabarık. Maalesef...
Teşekkürlerim ve saygılarımı bıraktım anlamlı şiire ve şaire.
oldukca anlamlı düşününce.
En aşılmaz olanı başkalarının ördüğü duvarlardan ziyade kişinin kendi ördüğü duvarlardır. O duvarlar ki kolay aşılmaz, gün geçtikçe yükselir ve her an üzerine düşecek gibi olur. Gün gelir altında kalırsın.
Türk dilini nasıl öğrenebilirim herhangi bir yardım var mı
sanırım insanın asıl düşmanı kendisi...
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta