Dut Kokusu Şiiri - Berceste Hira

Berceste Hira
39

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Dut Kokusu

Yaz aylarının incisidir Temmuz,
Gönülleri yakar sıcakları,
Herkesin elinde bir yelpaze
Kendinden geçirir ayazları.

Yürüyorum çicek açan sokaklarında,
Kaldırım taşları altında dondurmalar eriyor.
Yaz meyvelerinin kokuları kaplıyor tüm şehri.
Hafif bir rüzgarla biraz olsun diniyor ateşi.

Tüm şehri boylu boyunca geziyorum,
Çınar ağaçlarının gölgesinde kısa molalar veriyorum.
Tam bu mevsimde, ait olduğum yerde gibi hissediyorum,
Bana odalar gelmez, ben semanın biricik evladıyım diyorum.

Huzurdu bu, saf yüreklerin kaçışları,
Oradan oraya koşan insanların telaşları,
Görmek zor mudur doğru ile yanlışları?
Hissetmezse insan nasıl düşler yarınları?

Kelepçeye vurulmuş sonbahar duyguları,
Ancak bu ışıkla yeniden aydınlanabilirdi.
Ve burunları sızlatan beyaz dut kokusu,
Tıpkı çocukluğumda oynadığım bahçelerde ki gibi.

Bir bakmışım karşımda bir kız çocuğu duruyor.
Dizlerinde yaralar, saçları iki yandan örgülü.
Pembe yanakları ve gülümseyen gözleriyle bana bakıyor.
Benden bir söz, belki de karşı bir tepki bekliyor.

Yanına oturup yaptığı çamurdan pastaları izliyorum,
Bembeyaz elbisesine hiç aldanmadan gönlünce oynuyor,
Sanki onda benden bir parça görüyorum,
Yüzünde ki umutlu ifadeye hayranlıkla bakıyorum.

Akşam ezanı okunuyor, annesi eve çağırıyor,
Yolda bulduğu güzel bir taşı cebine atıp bana el sallıyor.
Kahkahasıyla bütün sokağı baştan başa renklendiriyor,
Öylesine güzel bakıyor ki sanki birşey anlatmak istiyor.

Tam arkamı dönecekken ismimi sesleniyor,
Elinde bir kasa dolusu beyaz dutu bana uzatıyor,
Soruyorum merakla, ismimi nereden biliyorsun?
Saçlarını sallayıp, hiç insan kendini unutur mu? diyor.

Berceste Hira
Kayıt Tarihi : 3.07.2026 18:48:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


bu şiiri annemin çocukken bahçesinde ki dut ağacı ile kurduğu derin bağdan ilham alarak yazdım