Sevdiğimi söyleyemeden gidiyorsun...hayatı hiçe sayarak kalabalıklara karışma isteğin nedendir bilinmez...bir ana nasıl bekler Revan ellerinden Mehmed’ini...mehmed gelmez...bir bebek nasıl doğmaz...güneş hiç mi yakmaz ölü sabahları...hep mi gece...hep mi hüsran saatleri bu zamanlarda... gülün gittiği anlarda gülün bittiği zamanlarda kokusunu sakladığı kıyametlerdemi olur bu? eşkiyanın yüreğindedir isyan,koklayamadığı gülünedir,severken söyleyememenin pişmanlığı ve acısıdır içini kavuran,güneşi anlamsız,bebeği anasız, anayı çocuksuz bırakan…Güller düştü salkım saçak gökyüzünden, savruldu üstümden,kökleri söküldü bağrından ana yüreğinin,evlat beklendi evlat gelmedi,doğmadı güneşe misali yeni bebekler…gelmedi sevilipte yüzüne haykırılamayan sevgililer…! Düştü güller,kaldıran olmadı…! Yandı güller …goncalığına doyamadan…kavruldu, savruldu düşen güller…!
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




onlar cennete düşen güller değilmi çok duygulandım yüreğiniz susmasın
Acıya karmasın yürekler,ayrılmasın sevdiceğinden kimsecikler...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta