Bin kere bozsan da eskiden tövbeni, gidecek kapı vardı. Şimdi ne kapı, ne dergah, alem olmuş esnaf, satılık cennet, satılık mushaf...
İçe dönsen nefis, dışa dönsen şeytan. Kaldırsan başı, çıplak alem, yere eğsen gözünü de kimseyi tanımasan...
Heryerde cami, cumadan cumaya; lafa gelse müslüman, içe baksan ya yalan ya dolan ya riya ya suizan...
Sorsan cennetlik, şüphesi yok bundan. Kendinden olan kurtulmuş gerisi gayyada yanan...
Varsa birileri oyunu kuran, elini ağuşluyor mutlu mesut bahtiyar, dünü çaldılar bugün talan yarın yalan...
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta