Çöker
Günbatımın yorgnluğu
Yaşamların üzerine.
Kırlangıç kuşları,
Kaçışır oraya buraya.
Tanıyamaz
Aşk'a
Seni sordum,
Sadece
Vefasızlığını tanıyor.
Köşe bucak
Senden kaçıyor.
Adı konulamayan,
Ilık bir rüzgârdır ensemi yalar.
Sarhoşluk komasından bir türlü uyanamıyor zaman.
Sihirli flütünü, dudaklarında konuşturuyor anılar.
Bilinmeyen denklemlerin sohbetlerinde, anlamsız kelimelerin cirit oyunu.
Labirentlerde, ipini kopartmıştır çığırtkanlıklar.
Günışığı;
Terkedip gidiyorken
Loş sokaklarda
Bitmeyen telaşların
Dansı var.
Akşam,
Çaresizlik;
Bir kobra yılanı edasıyla el ense çöreklenmiş,
Anılarımızın üstüne.
Görevini, en titiz bir şekilde ifa eden gece,
Enlem-boylamlarıyla Projektör gözetlemesinde.
Hazan’ın kuru dudaklarından dökülüyor geçmiş bir şarkı.
Tüm Günahları giyinip
Ömür Ağacımın çürük dallarına konmuş
Titrek Umutlar.
Yüzsüz misafirdir Hüsran,
Geldi mi gitmek bilmiyor.
Anlayamadığım nağmelerdir
Özlemlerimin;
Cinayeti ile ilgili,
Beni soruşturuyor,
Başı alabildiğince dumanlı geceler.
Usta ellerinde,
Her türlü işkence aleti.
Yanılgılarımdır;
Darmadağınık rüzgârların gölgesinde,
Bıldırcın yumurtalarını yemekte.
Didik-didik edip
Zaman;
Pelikan dosyasını incelemekte.
Gün Batımı,
Alelacele gitmeye hazırlanırken.
Belaları sarmalayan
Sahte ellerini
Bulaşık sularında duruluyor,
Gece;
GILGAMIŞ DESTANINI AMELİYAT EDEN
MORT OLMUŞ DÜŞÜNCELERE DAİR
Geçmiş fi tarihli zamanın Hicaz Faslından dem vuran,
Artık köhnemişlerin başrolünü oynamakta olan, yitik umutlardır;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!