Dün akşam yine
gecenin en koyu yerinde buldum kendimi.
Şehrin bütün ışıkları sönmüş,
sokaklar kendi yalnızlığına çekilmişti.
Ben ise yıllardır dinmeyen
bir sevdanın küllenmiş harabelerinde
oturuyordum.
Gökyüzünde mahzun bir hilâl…
İçimde yarım kalmış bir ömür…
Ukde olmuş hayallerin gölgesinde
seyrettim geçmişi.
Sanki eski bir aşk filmi;
perdesi kapanmış,
oyuncuları dağılmış,
lâkin hikâyesi
bir türlü nihayete ermemiş.
Bir parkın tenha köşesinde
gecenin en derin, en sessiz yalnızlığına
bıraktım kendimi.
Rüzgâr dalları eğdi.
Yağmur taşlara vurdu.
Ben sustum.
Çünkü bazı geceler vardır;
insanın söyleyecek sözü değil,
söylemeye mecali kalmaz.
Ve insan sustukça
içinde biriken her şey
daha ağır konuşur.
O gece geçmiş konuştu.
Bir vakitler sesin olan kelimeler
karanlığın içinden yeniden yükseldi.
Keder, göğsümün üzerine çöktü.
İzdırap, yıllardır dokunmadığım
eski bir yarayı kanattı.
Ve ben bir kez daha anladım:
Bazı yaralar kapanmaz.
İnsan yalnızca onlarla yaşamayı öğrenir.
Halbuki ne çok sevmiştim seni…
Bir insanın kendinden vazgeçebileceği kadar,
bir ömrü tek bir isme bağlayabileceği kadar,
kendi kalbine dahi yabancılaşabileceği kadar…
Gözlerinde ölürcesine,
bir hilâlin aya duyduğu
sonsuz hasret misali.
Sessiz…
Derin…
Ve vazgeçilmez.
Sana bir vakit,
“Yalnız değilsin.” demiştim.
Bugün de sözümün arkasındayım.
Sen görmesen de
gecenin camına vuran her yağmur damlasında,
kimseye söyleyemediğin her kederde,
içine gömdüğün her çığlıkta
senden yana duran bir tarafım var.
Fakat artık
kapına dayanacak gücüm yok.
Ne kendimi anlatacak nefesim,
ne sevgimi ispat edecek kelimem kaldı.
Yoruldum.
Seni sevmekten değil yalnız…
Sevgimin yanlış anlaşılmasından,
suskunluğumun suç sayılmasından,
kalbimde taşıdığımın
dilimde söyleyebildiğimden
çok daha büyük olmasından yoruldum.
İnsan bazen
sevdiğini kaybetmekten yorulmaz.
Onu kaybetmemek uğruna
kendinden parça parça vazgeçmekten yorulur.
Ben de eksildim.
Hem de senden eksilmedim;
kendimden eksildim.
Fakat yine de
senden vazgeçmedim.
Çünkü bazı sevdalar
unutulmaz.
İnsanın içinde
sessiz bir mabede çekilir.
Adı anılmaz.
Hesabı sorulmaz.
Kimseye anlatılmaz.
Ama ölmez.
Ben seni oraya gömdüm.
Sana kavuşup
yeniden ayrılmanın o kahredici acısını
bir daha yaşamamak için
sevdamı kalbimin en derin yerine gömdüm.
Üzerine suskunluk örttüm.
Üzerine geceler örttüm.
Üzerine zaman örttüm.
Fakat zamanın gücü yetmedi.
Çünkü bazı isimler
zamana değil,
kaderin içine yazılır.
Şimdi senden hiçbir şey istemiyorum.
Ne dönmeni,
ne beni anlamanı,
ne de geçmişi yeniden kurmanı…
Yalnızca şunu bil:
Ben seni bırakmadım.
Seni incitmeden sevebilmek için
kendimi senden geri çektim.
Belki bir gün
hayat bizi başka kıyılara savuracak.
Belki yollarımız bir daha kesişmeyecek.
Belki sen başka bir hayatın içinde
benim adımı bile hatırlamayacaksın.
Ama benim içimde
sana ayrılmış o yer
başkasına açılmayacak.
Çünkü bazı insanlar
hayatımızdan çıkar;
fakat kalbimizden çıkmaz.
Sen benim için
geçmişte kalmış bir aşk değilsin.
Sen, geçmişin içinde kalmış
ve hâlâ yaşayan bir sevdasın.
Dün akşam bunu anladım.
Ben seni unutmaya çalışmıyormuşum artık.
Ben yalnızca
sensiz yaşamayı öğreniyormuşum.
Ve insanın hayatında
bundan daha ağır bir cümle
belki de yoktur:
Seni hâlâ seviyorum.
Fakat artık sana gelemiyorum.
Çünkü bazı aşklar
kavuşmakla değil,
kavuşamayacağını bile bile
kalbinde taşımakla sınanır.
Benim sınavım da sendin.
Ve ben hâlâ
o gecenin içinde,
senin adını söylemeden
seni seviyorum.
Kayıt Tarihi : 3.10.2026 18:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!