Duman çökmüş, seçilmiyor dağ yolu;
Gurbet elde kime uzatsam kolu?
Yüreğimde bir dert var ki çok dolu;
Anlatsam sığmıyor dile, efendim.
Yaz baharım geçti, gitti bir kışta;
Gözüm kaldı giden her bir kuşta.
Bunca çile, bunca keder bu yaşta;
Zehir kattı benim bal’a, efendim.
Gelenden geçenden sorarım yolu;
Sılamın toprağı, bereketi bolu...
Efkârım dağıtır o sağanak dolu;
Uğradım bir garip hâle, efendim.
Gönül sazım düzen tutmaz, çalınmaz;
Yaralıdır, hiç kimseden sorulmaz.
Böyle bir dert derman ile sarılmaz;
Savrulup giderim yele, efendim.
Mesut Şefkatlıoğlu
Kayıt Tarihi : 23.1.2026 17:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




sadece bir dize, bir mısra evet,
ve bu anlatım gücünün;
ne kadar debelenirse debelensin,
semtinden geçemiyor buradaki bir koç "benim" diyen kalem...
neden,
çünkü yaşamadan yazıyorlar,
ama sevgili mesut ozanım, siz yaşamışsınız ve yazmışsınız, bu nedenle tesir ediyor okuyana,
gönlünüze bereket ve esenlik içinde hayırlı uzun ömürler diliyorum...
bizden de size bir hatıra olsun peki,
.
...
.
her daim yeni hastalıklar seçiyorsun
blumia kalbim,
ah benim bir deri, bir kemiğim…;
kustur kendini,
ve korundaki kuşları kızıl nehrinde,
kanınla yıka…,
hevesi kursağında kalmış sevdan mı var,
penguenler nasıl saklıyorsa bağrında,
dört aylık açlığa tahammülle,
yavrularına mama…,
elbet sen de bilirsin saklamasını
vuslat açlığını,
hem insansın ya,
ah aşk bir heves midir…;
ve madem,
rengi en kırmızıya çalan kuşu sevdinse sen kalbim,
ol şimdi pinokyo…,
ve işte gıcırdıyor tahta kalp/
yalancının çatısında…,
ey aşk…;
kalbinde sakladığın pinokyonun,
uzayan burnu,
verdiğin sözlere kızarıyor,
ağlıyor tahta bir kalp
yalandan sevicilik masallarına,
ve
bir çocuk gün/ah/sızlığı sığıyor
su sızmaz aramıza,
talan, dolan ve takladan,
var git ve bir daha hiçlikle dahi gelme huzura,
ve sayfamızı arala...,
anla;
.
...
.
TÜM YORUMLAR (2)