“İki büyük alem beni kendine hayran bırakıyor
Üstümdeki yıldızlı kainat ve içimdeki vicdan ” demiş
İmmanuel
Kadın bence toplamı Tanrıdır diye eklemiş
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Güzeldi.
Kutluyorum.
Erdemle.Işıkla.
Kısa lakin güzel dizeler, anlatmak istediğini anlatmış şair kutlarım.
kutluyorum kaleminize yüreğinize sağlık şiir tadında güzellikler diliyorum.. 10 puan...
Söz süper!! yansıma senden süper 'vicdana razı gelmek' evet kadın tanrının yaratan yanı olduğunu anladığında 'vicdan'a bile ihtiyaç duymaz kabul etmek için erkeğini ..çünkü bilir ki erkek onun rab'bi gördüğüdür....ama ben oldurmaya niyetliyim böyle kadınların varlığını... seni de niyetli buldum...kadının bir yanı zihin yani şeytan ...öyle az şeyle yetinmeye gelemez,ister de ister .... kutluyorum bu dörtlüğünüzü sebahat turşucu....
Tanrı kadınlara peygamberlik vermemiş nedeni tümünü kutsal ilan etmesindedndir cennetin anaların ayaklarının altına serilmesi bundandır hiç bir peygamberin bile bu kadar büyük fasfı yoktur kutlarım saygılarımla
Tanrı kadınlara peygamberlik vermemiş nedeni tümünü kutsal ilan etmesindedndir cennetin anaların ayaklarının altına serilmesi bundandır hiç bir peygamberin bile bu kadar büyük fasfı yoktur kutlarım saygılarımla
Tanrı kadınlara peygamberlik vermemiş nedeni tümünü kutsal ilan etmesindedndir cennetin anaların ayaklarının altına serilmesi bundandır hiç bir peygamberin bile bu kadar büyük fasfı yoktur kutlarım saygılarımla
Sebahat hanım kutluyorum, bu güzel paylaaşımınızla sizi... Saygılar.++
Adaletin olmadığı yerde,estetik aramak burjuva sanat uydurmacılarının işi olsa gerek...Adaletin olmadığı yerde,gökler ve yerler anlamsızlaşıyor çünkü,diyerek saygılar sunuyorum sayın şair...
Kaynağından alınan ve inandırıcılığı kuvvetli duran yaklaşımlar...Onlarla ilintilenen metaforlar...
Gerçeğin sesiyle/vicdanın sesinin dirsek temasında olduğunu söylemek olası.
İnsan tek'inin yeğlediği olgular hep kendi istenciyle öz'de tutulur.
Paydaları eşitlenmiş bu şiirde de bu mod egemen duruyor.
Kısacık olmasına karşın ne demek istediğini çok iyi dışa vuran bir şiir görgüsü.
Okumak bir emektir.
Sayfaya gelişim ve bıraktıklarım bunun kanıtıdır.
Kutlarım.
Nicelerine.Erdemle.
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta