Dövülen Çelik Şiiri - Sabit Süreyya Sirer

Sabit Süreyya Sirer
257

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Dövülen Çelik

Sırtında taşıdığın o ağır heybe,
Düşmana siper, dosta kalkan değil miydi?
Dizlerini kanatan her çetin engebe,
Sana dik durmayı öğreten ferman değil miydi?

Yük sanırsın omzundaki o kadim sızıyı,
Oysa toprağı deşen tohumun sancısıdır bu.
Kaderin alnına vurduğu her bir yazıyı,
Bir zırh gibi giyinen adamın şarkısıdır bu.

Yere çarptığın o dipsiz boşlukları hatırla,
Göğü yırtan rüzgârın sesini, kırılan kanadı...
Bitmedi yol, tükenmedi soluk tek bir satırla;
Düşüşün adı mağlubiyet değil, sabrın miyadı.

Sermayendir o; kor ateşlerde dövülen çelik,
Gecenin ayazında sınanan iradenin harcı.
Gözlerinde biriken tortu değil, bilgelik,
Hafızanın kuyusundan çekilen bengisu tası.

Düşen gövde değil sadece, kalkan bir ruhtur,
Dün kırılan kemik, bugün mermere dayanır.
Zamanın çarkında bilenmiş her yara meftundur,
Kendi küllerinden doğan, yeni baştan uyanır.

Ne bir fazlalık var heybende ne de bir kayıp,
Geçtiğin fırtına, ardında bıraktığın izin özüdür.
Eğilip geçmişe bakmak boyun bükmek değil,
Yarın kurulacak o büyük kalenin temel gözüdür.

Al o ağır sandığı, dök ortaya tek tek;
Yıkımlardan süzülen her ders bir altın sikke.
Yol uzun, ufuk berrak, adımların pek,
Geçmiş senin yükün değil, en diri hazinendir geleceğe.

Sabit Süreyya Sirer
Kayıt Tarihi : 17.09.2026 20:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!