Dostoyevskimsi
Maviye kesmiş bir göğün altında değiliz,
ceplerimde kireç beyazı ve unutulmuş bir otobüs bileti.
Bütün vitrinler kırılıyor birdenbire,
içinden kederli şapkalar ve sahte nezaketler dökülüyor kaldırımlara.
Ben seni alıp en kuytu harç kokularına saklıyorum,
çünkü bu şehir eksik kurulmuş bir denge,
bir torkun tam ortasında kırılan o kederli vida.
Gülhatmiye benzeyen bir sessizlik geçiyor aramızdan,
uzun boylu,
kimselere bakmayan,
mor bir hevesle dikilen göğe doğru.
Biz biraz dumanlı zirvelerin soğuğuyuz aslında,
biraz da kentin bodrum katlarına sızan o serseri nem.
Gözlerini bir deniz feneri gibi çeviriyorsun bana;
içinde balıklar değil,
yakılmış mektupların külü yüzüyor.
Toprağın altına bir tohum gibi atıyorum bu kavgayı,
üstünü taşla,
üstünü yarım kalmış tiradlarla örtüyorum.
Herkes bir parça dublörüdür kendi yalnızlığının;
biz ki sahnede unutulmuş bir masanın etrafında
boş kadehlere doğru eğilen iki gölgeyiz.
Sana gelince:
sen biraz yağmur sonrası beton,
biraz da göğsümün sol yanında zonklayan o akılsız inat.
Bırak aksın sokaklardan o cilalı yalanlar,
biz bu paslı çiviyi kendi etimize çaktık bir kere.
Kayıt Tarihi : 7.10.2026 02:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yok ki




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!