DOST SENDEDİR, SEN NEREDESİN?
İnsan, bazen bir ömür dost arar; oysa aradığı hakikat, kendi gönlünün kapısında beklemektedir.
İnsan, hayatı boyunca anlaşılmayı, sevilmeyi ve kendisine güvenebileceği bir dost bulmayı ister. Kimi kalabalıklarda arar dostu, kimi uzak yollarda; kimi de yıllarını tüketir bir gönülde huzur bulabilmek için. Oysa asıl soru belki de şudur: ‘Dost nerede değil, sen neredesin?’
Mevlânâ’nın düşünce dünyası, insanı kendi içine doğru bir yolculuğa çağırır. Çünkü insan, kendini tanımadan başkasını bütünüyle anlayamaz. Kendi kusuruyla yüzleşemeyen, başkasının eksiğini büyütür; gönlünü arındıramayan, dostluğun kıymetini gerektiği gibi bilemez.
Yunus Emre’nin gönül anlayışı da bize aynı hakikati hatırlatır. Onun insan sevgisini ve gönül incitmeme düsturunu anlatan şiirleri, dostluğun yalnızca sözle değil, davranışla yaşatılacağını gösterir. Bir gönül yapmak emek, sabır ve samimiyet ister; kırılan bir gönlü onarmak ise çoğu zaman koca bir ömürlük pişmanlığın önüne geçer.
Tapduk Emre’nin manevi yolundan süzülen ders de burada anlam kazanır: İnsan, önce kendi nefsini terbiye etmeli; kibirden, hasetten ve bencillikten uzaklaşmalıdır. Zira dostluk, yalnızca bir başkasından beklenen iyilik değil, insanın kendisinde büyütmesi gereken bir erdemdir.
‘Dost, yalnızca sevincine ortak olan değil, kederinde de yanında kalandır.’ Yanlışını yüzüne karşı incitmeden söyleyen, yokluğunda hakkını koruyan, düştüğünde elinden tutan ve senden bir menfaat beklemeden iyiliğini isteyen kişidir. Dostluk, her sözde anlaşmak değil; farklılıklara rağmen saygıyı, güveni ve vefayı koruyabilmektir.
Peki, biz nasıl dostlar arıyoruz? Bizi aramalarını, hâlimizi sormalarını, zor günümüzde yanımızda durmalarını bekliyoruz. Fakat kaç kişinin kapısını çalıyor, kaç gönlün derdini dinliyor, kaç insanın yalnızlığını hafifletiyoruz? Başkasından beklediğimiz vefayı kendimiz gösterebiliyor muyuz?
Belki de yıllardır yanlış kapıları çalıyor, bizi anlamayan insanlardan anlaşılmayı bekliyoruz. Oysa bazen bir telefon, içten bir özür, karşılıksız bir iyilik, yıllardır aradığımız dostluğun ilk adımı olabilir.
Dostu aramak bir nasip, dost olabilmek ise bir karakter meselesidir. Herkes tarafından sevilmek mümkün değildir; fakat insan, kendi gönlünü merhamete açabilir. Kırmak yerine onarmayı, yargılamak yerine anlamayı, beklemek yerine vermeyi seçebilir.
Öyleyse bir an duralım ve kendimize soralım: Aradığımız dost nerede? Belki yanı başımızda, belki uzaklarda, belki de kendi gönlümüzde saklı. Belki de bütün mesele, başkasından beklediğimiz güzelliği önce kendimizde yeşertmektir.
‘Dost sendedir, sen neredesin?’
Belki de insanın kendine sorması gereken en derin soru budur. Çünkü bazen bir ömür dost ararız da kendi gönlümüze uğramayı unuturuz.
Ömer Çağlın
Kayıt Tarihi : 6.11.2026 09:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



