Dilsiz sızı
Suların köpügü çekildi geriye yalın bir taş kaldı
Onca süslü lafın altında bir tek şu çıplak yalan kaldı
Ben seni bu toprağın rengiyle değil avucumun içindeki o dilsiz sızıyla sevdim
Bülbül'ün güle söylediği yapanları bir kenara bırak
Aşk dediğin ne bir kenttir nede varılacak bir durak
İki yalın ayak bir kırık ses birde gece ise payımıza düşen yanlızlık
Yak bütün haritaları şu göksümün ortasındaki yangına bak
Ne başakların sarısı kurtarır bizi şimdi ne de ırmağın sesi aramızdaki şey iki insanın aynı anda tutuğu o nefes
Eğer bir gün arpaçay kurur buğday da biterse söyle kalır mı benden sana o ilk günkü cüret
Bırak şimdi başaklar kendi kahrıyla sararsın
Irmaklar kurusun dağlar unutsun kendi heybetini
Ben senin göksüne başımı koyunca anladım
Aşk bir coğrafya sevmek deyilmiş
Aşk o coğrafyada kaybolmayı göze alabilmek miş
Ne zaman baksam gözlerine bir kuyu açılıyor içine düşüyorum da dip görünmüyor
Sana bir adım atsam kendi topragımdan uzaklaşıyorum sende kalsam dönem dünüm bölünüyor igurbet oluyor içim
Şimdi söyle şu karanlığın tam ortasında
Birbirimize değmeden kanayan iki can gibi
Daha ne kadar susacağız kendimize
Yak demedi mi sana bütün haritaları
Gönlümün sızlayan yarası bizim gidecek başka bir kentimiz kalmadı hangi ırmağa sığınsak yalan
Hangi dilde susuyorsak yetmiyor yarası...
Tüm hakları saklıdır izinsiz kulanılamz..
Alaattin Altay 2
Kayıt Tarihi : 27.09.2026 17:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!