kaybediş sonrası cehennemi anar gibiyim. tanımadan sevmek dedikleri bu olsa gerek söylesene bana (aşk) senin gözünde ne demek..? ? ölüm sonrası toplanan mahşer kalabalığında hangi saf'a doğru yönelmektesin. celladımı ödüllendirim neden beni böyle acımsızca (yaşatmamak) için küfretmektesin. bırakın benide yanlzılığa terk etmenizin nedeni ne içimdeki sevgimi öldürmeniniz size ne yararı olabilir..? ? cenneti hayal eden duygularımın aslında asık mahidar bir savaş sonrası kırık oklarıyla vurulacağını. adının imkansız olarak bünyeme kazınacagını sevgine inandırıp seni seviyorum diyen dudakların bu kadar alaycı ve azarcasına beni istememesini nereden bilebilecektim ki ben..! ! ! şimdi son haykırış isyan bayrakları altında son direniş harekatı bu bendeki (ölümün) ansızım yatagından çıkıp beni zorla ele geçirip (kurban ismail) himayesinde aklımı ele geçirişi.hiçbir umudu kalmayan bir insanın (zavallı) çırpınış dilekçesi bu belkide..
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta