ALLAH BİZE YETER, NE GÜZEL VEKÎL
(HASBÜNALLÂHÜ VENİ’ME’L-VEKÎL)
Rûhundan üfürmüş can vermiş bize.
Allah bize yeter, ne güzel vekîl.
Eşref-i mahlûkât şan vermiş bize.
Neresinden başlanır mevzuya bilemedim.
Kastım yanlışı yermek, yapanı dilemedim.
Her yerde aynı ahval, sayısız kötü örnek...
Şirazesinden çıkmış bizdeki düğün-dernek.
FÂTIMA (R.A.)
Altı yüz dokuz yılı, dört yıl öncesi belki.
Doğduğu yıla dair kavi görüş evvelki.
Bi'setten bir yıl önce kız doğurmuş Tâhire.
Gölgede dinlenen yolcu misâli.
Geldim, gidiyorum fânî dünyadan.
Her firakın var mı acep visâli.
Geldim, gidiyorum fânî dünyadan.
Kısacık ömürde, şu kadar senem.
Nasıl dayanayım, kor ateş acım.
İçimden büküldüm yay gibi yavrum.
Tam dokuz yıl oldu, hani ilacım?
İçimden büküldüm yay gibi yavrum.
Savruldum, döküldüm, neylersin yazım.
RUHUMUN RUHUSUN
Dilerim Ravzâna mülâki olam.
Ruhumun ruhusun canım efendim.
Razıyım orada sararıp solam.
Ruhumun ruhusun canım efendim.
SÖYLE KIZIM BU NE HAL!
Bilemedim kisveni, ne şarktan ne de garptan.
Görürüm habersizsin sünnetten ve kitaptan.
Sıkma baş, dar pantolon, dudaklarda ruj elbet.
YÜZDE DOKSAN DOKUZ
Yüzde yüze yakını müslüman memlekette.
İslâm ölçüdür dense yaraşan bu elbette.
Öyle olsaydı keşke, keyifler kaçmasaydı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!