Zirve dile gelmiş dert yanar dağlar,
Suyu içip içip durmadan çağlar,
Mağdurum diyerek karalar bağlar,
İçi gülse bile dışından ağlar.
*
Kara taşlar başlar feryat etmeye,
Ayakları yoktur yola gitmeye,
Hiç niyet etmezler keza bitmeye,
Utanmazlar kalkıp bizi itmeye.
*
Kurnaz tilki diyor ki fakirim çok,
Aslında midesi her gün toka tok,
Sözünde doğruluk inan zerre yok,
Yalancı kalbine saplanıyor ok.
*
Ağaçlar sızlanır kurudum diye,
Yaprak döküp durur toprak hediye,
Sorarlar yağmurlar bitti mi diye?
Gizlice su içip inmez vadiye.
*
Rüzgarlar konuşur nefesim bitti,
Sanırsın fırtına uzağa gitti,
Az önce dalları devirip itti,
Dilsiz ormanları canından etti.
*
Güller feryat eder dikenim battı,
Zavallı böceği acı sızlattı,
Tüm güzelliğini parayla sattı,
Kendini gizlice toprağa attı.
*
Baykuşlar diyor ki uykumuz kaçtı,
Karanlık geceler büyük ilaçtı,
Gündüzün güneşi hep dertler açtı,
Etrafına sahte neşeler saçtı.
*
Nehirler mırıldar sularım taştı,
Denizin tuzuna gidip ulaştı,
Yalancı yosunlar dibe bulaştı,
Gizlice karayı dağları aştı.
*
Bulutlar konuşur içimiz yara,
Düşmüşüz göklerden koca bir dara,
Bekleriz çıksın hep güneşli kara,
Şimşekler çakarak düştük zarara.
*
Ayılar ininde uykuda yatar,
Aç kaldım diyerek hep maval atar,
Ormanın içine yalanlar katar,
Kışları biter de sahtelik batar.
*
Kargalar gaklıyor peyniri çaldım,
Masum tilkileri yalana saldım,
Cevizi kırarken havaya daldım,
Sözde fukaraydım çaresiz kaldım.
*
Kırılan aynalar gerçeği gizler,
Duvar da lekeli boyayı izler,
Yalandan kırılıp camları dizler,
Konuşur durmadan karanlık bizler.
*
Saatler yalandan durmuşlar tık tık,
Diyorlar ki artık her şeyden bıktık,
Kutunun içinden zorlukla çıktık,
Oysa ki zamanı gizlice yıktık.
*
Kalemler kağıda sırrını döker,
Yazılan yalandan boynunu büker,
Geceler üstüne karanlık çöker,
Satırlar insandan acıyı söker.
*
Ateşler bağırdı dondum buz oldum,
Külümün içinde sararıp soldum,
Tükendim eridim toprağa doldum,
Karanlık ormanda kaybolan yoldum.
*
Karınca konuşur yüküm çok ağır,
Böcekler işitmez hepsi de sağır,
Toprağın altına rızkını çağır,
Yalandan inleyip durmadan bağır.
*
Arılar vızıldar kalmadı balım,
Kurudu bahçede ağacım dalım,
Perişan serseri zavallı halım,
Kovanda saklıdır tükenmez malım.
*
Güneş der yorgunum göklerden bakar,
Oysa ki ateşi her yeri yakar,
Yalandan buluta yaşını takar,
Zengindir ışığı su gibi akar.
*
Yollar da konuştu giden kalmadı,
Kervanlar geçip de mola almadı,
Asfaltın üstüne gölge salmadı,
Gizlice uzadı boşa dalmadı.
*
Örümcek mızmızdır iplerim ince,
Kopuyor köşeden rüzgar esince,
Zavallı görünür yere inince,
Avını bitirir pusu sinince.
*
Vadiler ah çeker dibim karanlık,
Güneşsiz kalırım bura samanlık,
Yalandan gösterir sözde yamanlık,
İçinde saklıdır gizli ormanlık.
*
Yağmurlar damlıyor gücüm tükendi,
Yalandan kuruttu koca bir bendi,
Bulanık sulardan sel olup yendi,
Ağlayan göklerin suçlusu kendi.
*
Kapılar gıcırdar boyam soyuldu,
Tahtalar çürüdü içim oyuldu,
Yalandan çökerek yere koyuldu,
Sahtekar sedası evde duyuldu.
*
Duvarlar konuşur sıvam döküldü,
Temelim sarsıldı boynum büküldü,
Tuğlalar yerinden bir bir söküldü,
Oysa ki üstüne sağlam çöküldü.
*
Kitaplar masaldan kendini korur,
Tozlanır yalandan kenarda durur,
Okunmak istemez kalpleri vurur,
Kibirli cildinde sahte bir gurur.
*
Silgiler isyanda kağıdı ezer,
Lekeli yerlerde yalandan gezer,
Hatalı yazıyı uzaktan sezer,
Tükenmiş rolüyle herkesten bezer.
*
Gölgeler sızlandı koptu kervanım,
Karanlık sardı hep koca ormanım,
Yalandan kalmamış güya dermanım,
Oysa uyumaktı bütün fermanım.
*
Koyunlar meleyip çobanı sorar,
Kuzusu yalandan anneyi arar,
Tüyleri kırkılmış veriyor zarar,
Kaçmayı düşünmek en kesin karar.
*
Köpekler havlıyor karnımız açtır,
Kemikler yediği gizli ağaçtır,
Yalandan sızlanmak kurnaz amaçtır,
Şişkin midesi de dik bir yamaçtır.
*
Kediler miyavlar donduk soğukta,
Kıvrılıp yatarız köşe kovukta,
Aklı hep kalmıştır piliç tavukta,
Gözleri doludur yalan solukta.
*
İğneler dertlenir battım kumaşa,
Dikişi dikerken erdim ben yaşa,
Yalandan söylenir çıkarken başa,
Deldiği kumaştan döner bir taşa.
*
İplikler inceldi koptum diyerek,
Makara üstünde sahte giyerek,
Uzayıp giderler yalan yiyerek,
Bütün elbiseyi böyle dikerek.
*
Bıçaklar konuştu paslı pınarım,
Sapımın ucundan sahte yanarım,
Eğildi çeliğim boşa sınarım,
Meyveyi doğrarken masum sanırım.
*
Tencere dert yanar altım karardı,
Ateşin üstünde benzim sarardı,
Yalandan sızlanmak kime yarardı,
İçinde kaynayan lezzet arardı.
*
Bardaklar titreyip suları eler,
Çatlamış bedeni yüreği deler,
Sözde su kalmadı kendini çeler,
Masada durarak yalandan meler.
*
Anahtar konuşup kapıyı yordu,
Dönemem diyerek mazeret sundu,
Paslanmış bedeni karanlık ordu,
Yuvanın içinde ateşten kordu.
*
Ayakkabı der ki yollar ne yaman,
İçime doluştu bolca toz duman,
Yalandan sızlanıp ağlıyor aman,
Vitrine çıkınca geçer bu zaman.
*
Süpürge sızlandı halı çok kaba,
Sözde tükenmiştir verdiği çaba,
İşten kaçmak için takıyor aba,
Tozları yığmıştır büyük hesaba.
*
Sonunda eşyalar sustu utandı,
Hepsi bu yalanı gerçektir sandı,
Doğanın diliyle hileler yandı,
Maskeler düşünce herkes uyandı.
Kayıt Tarihi : 21.09.2026 11:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!