Dert Yanar Dağlar Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
5107

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Dert Yanar Dağlar

Zirve dile gelmiş dert yanar dağlar,
Suyu içip içip durmadan çağlar,
Mağdurum diyerek karalar bağlar,
İçi gülse bile dışından ağlar.
*
Kara taşlar başlar feryat etmeye,
Ayakları yoktur yola gitmeye,
Hiç niyet etmezler keza bitmeye,
Utanmazlar kalkıp bizi itmeye.
*
Kurnaz tilki diyor ki fakirim çok,
Aslında midesi her gün toka tok,
Sözünde doğruluk inan zerre yok,
Yalancı kalbine saplanıyor ok.
*
Ağaçlar sızlanır kurudum diye,
Yaprak döküp durur toprak hediye,
Sorarlar yağmurlar bitti mi diye?
Gizlice su içip inmez vadiye.
*
Rüzgarlar konuşur nefesim bitti,
Sanırsın fırtına uzağa gitti,
Az önce dalları devirip itti,
Dilsiz ormanları canından etti.
*
Güller feryat eder dikenim battı,
Zavallı böceği acı sızlattı,
Tüm güzelliğini parayla sattı,
Kendini gizlice toprağa attı.
*
Baykuşlar diyor ki uykumuz kaçtı,
Karanlık geceler büyük ilaçtı,
Gündüzün güneşi hep dertler açtı,
Etrafına sahte neşeler saçtı.
*
Nehirler mırıldar sularım taştı,
Denizin tuzuna gidip ulaştı,
Yalancı yosunlar dibe bulaştı,
Gizlice karayı dağları aştı.
*
Bulutlar konuşur içimiz yara,
Düşmüşüz göklerden koca bir dara,
Bekleriz çıksın hep güneşli kara,
Şimşekler çakarak düştük zarara.
*
Ayılar ininde uykuda yatar,
Aç kaldım diyerek hep maval atar,
Ormanın içine yalanlar katar,
Kışları biter de sahtelik batar.
*
Kargalar gaklıyor peyniri çaldım,
Masum tilkileri yalana saldım,
Cevizi kırarken havaya daldım,
Sözde fukaraydım çaresiz kaldım.
*
Kırılan aynalar gerçeği gizler,
Duvar da lekeli boyayı izler,
Yalandan kırılıp camları dizler,
Konuşur durmadan karanlık bizler.
*
Saatler yalandan durmuşlar tık tık,
Diyorlar ki artık her şeyden bıktık,
Kutunun içinden zorlukla çıktık,
Oysa ki zamanı gizlice yıktık.
*
Kalemler kağıda sırrını döker,
Yazılan yalandan boynunu büker,
Geceler üstüne karanlık çöker,
Satırlar insandan acıyı söker.
*
Ateşler bağırdı dondum buz oldum,
Külümün içinde sararıp soldum,
Tükendim eridim toprağa doldum,
Karanlık ormanda kaybolan yoldum.
*
Karınca konuşur yüküm çok ağır,
Böcekler işitmez hepsi de sağır,
Toprağın altına rızkını çağır,
Yalandan inleyip durmadan bağır.
*
Arılar vızıldar kalmadı balım,
Kurudu bahçede ağacım dalım,
Perişan serseri zavallı halım,
Kovanda saklıdır tükenmez malım.
*
Güneş der yorgunum göklerden bakar,
Oysa ki ateşi her yeri yakar,
Yalandan buluta yaşını takar,
Zengindir ışığı su gibi akar.
*
Yollar da konuştu giden kalmadı,
Kervanlar geçip de mola almadı,
Asfaltın üstüne gölge salmadı,
Gizlice uzadı boşa dalmadı.
*
Örümcek mızmızdır iplerim ince,
Kopuyor köşeden rüzgar esince,
Zavallı görünür yere inince,
Avını bitirir pusu sinince.
*
Vadiler ah çeker dibim karanlık,
Güneşsiz kalırım bura samanlık,
Yalandan gösterir sözde yamanlık,
İçinde saklıdır gizli ormanlık.
*
Yağmurlar damlıyor gücüm tükendi,
Yalandan kuruttu koca bir bendi,
Bulanık sulardan sel olup yendi,
Ağlayan göklerin suçlusu kendi.
*
Kapılar gıcırdar boyam soyuldu,
Tahtalar çürüdü içim oyuldu,
Yalandan çökerek yere koyuldu,
Sahtekar sedası evde duyuldu.
*
Duvarlar konuşur sıvam döküldü,
Temelim sarsıldı boynum büküldü,
Tuğlalar yerinden bir bir söküldü,
Oysa ki üstüne sağlam çöküldü.
*
Kitaplar masaldan kendini korur,
Tozlanır yalandan kenarda durur,
Okunmak istemez kalpleri vurur,
Kibirli cildinde sahte bir gurur.
*
Silgiler isyanda kağıdı ezer,
Lekeli yerlerde yalandan gezer,
Hatalı yazıyı uzaktan sezer,
Tükenmiş rolüyle herkesten bezer.
*
Gölgeler sızlandı koptu kervanım,
Karanlık sardı hep koca ormanım,
Yalandan kalmamış güya dermanım,
Oysa uyumaktı bütün fermanım.
*
Koyunlar meleyip çobanı sorar,
Kuzusu yalandan anneyi arar,
Tüyleri kırkılmış veriyor zarar,
Kaçmayı düşünmek en kesin karar.
*
Köpekler havlıyor karnımız açtır,
Kemikler yediği gizli ağaçtır,
Yalandan sızlanmak kurnaz amaçtır,
Şişkin midesi de dik bir yamaçtır.
*
Kediler miyavlar donduk soğukta,
Kıvrılıp yatarız köşe kovukta,
Aklı hep kalmıştır piliç tavukta,
Gözleri doludur yalan solukta.
*
İğneler dertlenir battım kumaşa,
Dikişi dikerken erdim ben yaşa,
Yalandan söylenir çıkarken başa,
Deldiği kumaştan döner bir taşa.
*
İplikler inceldi koptum diyerek,
Makara üstünde sahte giyerek,
Uzayıp giderler yalan yiyerek,
Bütün elbiseyi böyle dikerek.
*
Bıçaklar konuştu paslı pınarım,
Sapımın ucundan sahte yanarım,
Eğildi çeliğim boşa sınarım,
Meyveyi doğrarken masum sanırım.
*
Tencere dert yanar altım karardı,
Ateşin üstünde benzim sarardı,
Yalandan sızlanmak kime yarardı,
İçinde kaynayan lezzet arardı.
*
Bardaklar titreyip suları eler,
Çatlamış bedeni yüreği deler,
Sözde su kalmadı kendini çeler,
Masada durarak yalandan meler.
*
Anahtar konuşup kapıyı yordu,
Dönemem diyerek mazeret sundu,
Paslanmış bedeni karanlık ordu,
Yuvanın içinde ateşten kordu.
*
Ayakkabı der ki yollar ne yaman,
İçime doluştu bolca toz duman,
Yalandan sızlanıp ağlıyor aman,
Vitrine çıkınca geçer bu zaman.
*
Süpürge sızlandı halı çok kaba,
Sözde tükenmiştir verdiği çaba,
İşten kaçmak için takıyor aba,
Tozları yığmıştır büyük hesaba.
*
Sonunda eşyalar sustu utandı,
Hepsi bu yalanı gerçektir sandı,
Doğanın diliyle hileler yandı,
Maskeler düşünce herkes uyandı.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 21.09.2026 11:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!