Deme Bari Şiiri - Serdar Tuncer

Serdar Tuncer
35

ŞİİR


108

TAKİPÇİ

Deme Bari

Bir yudum aşkını bana çok gördün
Çöllere atıp da yüz deme bari
Vermek istemedin istemek verdin
Kendini kendinden süz deme bari

Hem her şeyde varsın hem hepsinde yok
Elestte tek oldun dünyada bir çok
Hem yay ol diyorsun hem hedef hem ok
Çıktığım yokuşa düz deme bari

Beni tat diyerek sen beni tattın
Sanki beni benim için yarattın
Vuslat bile yoktu hicrana attın
Bensiz ol benimle gez deme bari

Tövbeye muhtaçken tövbemin ahı
Sensiz işlemedim hiç bir günahı
Madem ki sağımdan çektin eyvahı
Solumda durana yaz deme bari

Güya her perdeden öte yerdesin
Ya perde yok ya sen sana perdesin
Tamam sustum sormuyorum nerdesin
Taktığın perdeye göz deme bari

Nice dilberleri peşine takıp
Kimin yolda kimin çölde bırakıp
Hadi gel der gibi uzaktan bakıp
Attığın kazığa naz deme bari

Serdar Tuncer
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Kürşat Sarı
    Kürşat Sarı

    Muhteşem

  • Hamdi Oruç
    Hamdi Oruç

    Tövbeye muhtaçken tövbemin ahı
    Sensiz işlemedim hiç bir günahı

    Tevbeye muhtaç tevbelerimiz...Atamız Adem zelle işlemeseydi efendimiz dünyaya nasıl gelecekti...Yine de tercihlerimizden sorumluyuz...irademizden sorumluyuz...Sevdim bu şiiri...

  • Hanife Kaya
    Hanife Kaya

    Şathiyelerin derin tasavvufi konular işleyen felsefi şiirler olduğunu öğrendim.şiirin arkasındaki düşünceyi,fikri göremedim.derin anlamlarını sezemedim.bu da benim bilgisizliğimden,hissiyatımın zayıf olmasından kaynaklandı belki..aykırı düşünce ve sesleniş olarak değerlendirdim ne yazık ki..o yorumu yazmamış olmayı çok isterdim:(

  • Bülent Arkan
    Bülent Arkan

    'Nice dilberleri peşine takıp,Kimin yolda kimin çölde bırakıp,Hadi gel der gibi uzaktan bakıp,Attığın kazığa naz deme bari'. her kıtası ayrı bir güzel beğenerek okudum şairin gönlüne sağlık

  • Altay Tigin
    Altay Tigin

    MAVİ YILDIZLI ŞİİRLERİN ŞAİRLERİNE SELAMLAR…

    Gerçekten anlam yüklü bir şiir.
    Anlaşılmayacak bir tarafı olduğunu da sanmıyorum. Duygularını ve tasavvufi anlayışlarını gayet güzel ve hatta oldukça anlaşılır ifade etmişler.
    “İlahî” tarzı ile “şathiye” arasında bir şiir.
    Biraz “şathiye” yanı ağır basıyor. Bu açıdan bakıldığında şiir daha anlaşılır hale gelir.

    Şiirin kayıt tarihi 31.03.2003. Yani 12 yılı içinde değişikliklere uğraması, yeni düzenlemeler yapılmış olması çok tabiidir.

    Şiirin altında “Serdar Tuncer” adı var.
    Yani 12 sene önce bizzat kendi tarafından kaydedildiği görülüyor.

    Son dize, hatta dörtlük biraz düşündürücü görünüyor. Dediğim gibi “şathiye” türü olarak düşünülürse bu aykırı görünüm ve algı da nispeten kalkar.

    Kimsenin şiirine müdahale etme şansımız olamaz.
    Ben de Youtube’den kendi sesinden dinledim şiiri.
    Linkini de ekliyorum. İsteyen Serdar Tıncer’in kendi sesinden dinleyebilir.

    />
    Kendi sesinden okuduğu şiirinde, son dize yorum yazan Vakt-i Kelam’ın dedikleri gibi;

    “Düştüğüm ahvâle naz deme bari”

    …şeklinde bitiriliyor.
    Bunun sebebi de, belirttiğim üzere zaman içinde yapılan düzenlemeden dolayı olmalı. Tabi, şairi kendileri açıklık getirirlerse daha isabetli olur.

    Bir yudum aşk…
    İnsan aşk susuzluğunu, yanmışlığını gidermek için, aşk membaından bir yudum su içmeyi diller. Gönül ülkesinde aşk pınarı gürül gürül akacak, aşktan kavrulmuş bir yudum içemeyecek.
    Mecnun gibi aşkından çöllere düşecek, güneşin sıcağında yanacak; gecenin soğuğunda üşüyecek; çöl fırtınalarında havasız, dermansız kalacak ve asıl yandığından, kavuşmayı dilediğinden derdine derman bulamayacak.

    Rabbim vermek istemez. Yani durduk yere vermez. Gönülden istemeyi bilenlere dilediklerini verir.

    * (Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki:
    “Af isteyen yok mu, affedeyim.
    Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim.
    Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim.
    Ne isteyen varsa istesin, vereyim.”
    Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
    -Alıntı-

    İnsan kendini yani nefsinin kötü yanını kendinden süzerse, “insan-ı kâmil” olur. Yani Allah’a daha çok yaklaşır. Kötü nefsinden arınmalı. Dünya nimetlerine bağlı kalmamalı. Aşırıya kaçmamalı. Vaktinin çoğunu Allah’a zikrederek geçirmeli. Nefsini terbiye etmeli. İşte o zaman Allah’ın emaneti olan “can” saflığıyla aslına döner.
    İşte bunun için kendini süzmeli, arındırmalı…

    *
    Güya her perdeden öte yerdesin
    Ya perde yok ya sen sana perdesin
    Tamam sustum sormuyorum nerdesin
    Taktığın perdeye göz deme bari

    Hiçbir kul Allah’ı göremez. Görmek isteyenlerin de ne durumlara düştüğü malumunuzdur.
    Hz. Musa’nın gözleri o muhteşem “Nûr”a bakamamış, anında bayılmıştır.

    En'âm suresi; 103. Ayet:
    “Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (Diyanet Vakfı meali)

    Hiçbir göz Allah’ı ihata edemez.
    Çünkü O, zaman ve mekândan münezzehtir.

    Hz. Peygamberimiz de Miraç’ta Allah’ı görememiştir.

    Bize verilen dünyevî gözle bizim Allah’ı görme ihtimalimiz ve şansımız hiç yoktur. Ancak gönül gözüyle görülebilir ki, bu da görmek değil, hissetmek olur.
    O zaman Yaratan’la aramızda görmeye mani çok büyük ama görünemeyen bir perde var. Görmeyi düşündüğümüz gözlerimiz bile O gerçeği göremeyeceği için ancak görmeyen perde olur.
    İster Rabbimiz kendine perde olsun, ister bizim O’nu görecek gözümüz bize perde olsun, bu gözlerle O’nu asla göremeyiz…
    Sonuçta arada aşılması mümkün olmayan bir perde mevcut.
    Nerede olduğunu sormaktan vazgeçiyor şair.

    Dediğimiz gibi “zaman ve mekândan münezzehtir.”
    Ancak verdiği perdeye “göz” demese bari.
    Bunun gibi ifadeler “şathiye”nin bariz örneklerindendir.

    *
    Nice dilberleri peşine takıp
    Kimin yolda kimin çölde bırakıp
    Hadi gel der gibi uzaktan bakıp
    Attığın kazığa naz deme bari

    “Yaratan’dan ötürü yaratılmışı sevmek.”

    İslam’ın da, Tasavvufun da temel felsefesi bu minval üzeredir.

    Son dörtlüğün ilk dizesinde de sıkıntılı bir söyleyiş var. Ancak biraz zorlamayla yol alınabilecek bir söyleyiş.
    “Dilberler” ifadesi çok değişik anlamlara gelebilir. Özellikle de mecazî anlamı olumlu olmayan bir söyleyiş biçimi.
    Kaldı ki, “Mecnunları” deseydi, durum daha da net anlaşılır, anlam kaymalarına ve zorlamalarına sebebiyet verilmemiş olurdu.
    Yahut “dilberleri(n)” bir harf daha eklenmiş olsaydı, buna “Leyla” kastediliyor diyebilirdik.
    Allah’ın peşinden gidenler “dilberler” değil, kullarıdır. Kulları da “bütün insanlık âlemi” demektir. Yani kadını, erkeği ayırt etmeksizin…

    Allah aşkıyla yola düşenlerin kimi yolda kalmış, kimi çöllerde. Kim deli olmuş, kimi divane…
    Kimi mevta olmuş, kimi fani (fenafillah)…

    Zaten ölümün iki yolundan biri gerçekleşmeden Allah’a kavuşmak mümkün değildir.
    Sevgililer, uzaktan “gel!” derler. Gittikçe yakınlaşmak yerine biraz daha uzaklaşırlar.
    Ne kadar çok yaklaştığını zannetsen de, hatta elini atsan tutacağını düşünsen de, her el attığında metrelerce uzakta olduğunu görür, anlar âşığı.
    Bu sevgilinin âşığına “naz”ı gibidir.
    Tebessümle “Gel gel!” deyip, gamzeleriyle öldürmesine benzer.

    İster;
    “Attığın kazığa naz deme bari” şeklinde değerlendirilsin ki, işte yine iki tarafı keskin bıçak misali bir ifade.
    Şathiyelerde Allah’la senli, benli, samimi bir söyleşi vardır. Bu da o söyleyiş biçimlerinden biri…

    İster;
    “Düştüğüm ahvâle naz deme bari” sevgili peşinde koşan ve bir türlü kavuşamadığı için perişan olan âşığı, düşürdüğün hale “naz” deme bari.

    Haşa Allah’la pazarlık edermişçesine söylenen bir ifade şekli.
    Bu da şathiyenin güzel yanı.
    İnsan, soracaklarını ve söyleyeceklerini asi olmadan, bütün içtenliğiyle dile getirmiş oluyor.

    İmansızlıkla, inançsızlıkla alâkası olmayan bir söyleyiş ve nazım şekli “şathiye” şiirleri.

    Zaten şathiye yazacak şairler en azından dervişlerdir, ermişler veya şeyhlerdir.
    Başkaları söylerse samimiyetsizlik olarak algılanma ihtimali gerçekten çok çok yüksek olur/du.

    Günümüzde artık “şathiye”nin ne olduğunu şiirle uğraşan pek çok kişi bildiğinden “kaba sofuluk” yapacakları kanaatinde değilim.

    Güne düşen şiir vesilesiyle bizzat kendi sesinden de şiirini dinleme fırsatı ve imkânı bulduğum, zaman zaman televizyon programlarını seyrettiğim değerli Serdar Tuncer’i gönülden tebrik ve takdir ediyorum.

    Nice şiirlere…

    Sevgi ve saygıyla…

    Altay Tigin
    05 Nisan 2015

    “Güne Düşen Şiir” Grubu

  • Hanife Kaya
    Hanife Kaya

    çok güzel satırlar.sonsuz bir hüzün ve derin bir şikayet var.tebrik ediyorum.ancak bu şiir kime yazılmış?bilmece gibi.Yaradana mı,sevgiliye mi?
    Yaradana yazılmışsa, 'hissetme' durumu olmalı.ruh halinin çok berbat olduğu,umutsuzluğun tavan yaptığı,hatta melankolik bir durum içersinde yazıldığı gibi sanki..
    Ben bir sevgiliye,bir güzele yazıldığını varsayıyorum.
    Seven;gözü yollarda,kulağı seste,yangınlarda yanan,acılarda kavrulan,sevdiğine:bu gidişle sonum olacaksın diyen...
    Hayalen bir kıta daha yazdım ve son dizesinde:'Kara zindanıma ışık ol bari.' dedim:)
    İki kap yemek yapsaydın bari(yaptı ama yandı ocakta.mahcup etme,sus!)
    Derslerine çok çalışsaydın bari(belki çok çalıştı da mola verdi.yanında değildin ki!)
    Bana bir kere güzelsin deseydin bari(içinden öyle düşünüyor zaten,öyle davranıyor.kelimelerin ne önemi var!)
    Tarih hocam beni sevseydi bari(bugün profesör olduysan onun sayesinde.öğle araları bile seni çağırır,anlatırdı!)
    Kapıda durmasaydın,içeri girseydin bari(sen davet etmedin ki!)
    Ankara'ya da taşınmasaydım bari(alın yazısı diye bir şey var.buna inan,kaybettiğine değil,kazandığına sevin!)
    'bari' ler çoktur hayatımızda.emin olamadığımız,kesin hükmünü göremediğimiz ya da göremeyeceğimiz,yaşayamayacağımız...
    Önce sevelim,değer verelim.anlayalım,hoşnut edelim...
    Bu arada bu muazzam şiirin sahibi 'Serdar Tuncer' beye nerdeyse hergün dinlediğim Üstad Necip Fazıl'ın 'Geçilmez' şiirini çok sakin,duru ve güzel seslendirdiği için de ayrıca teşekkür ediyorum...



  • Bahar Yıldız
    Bahar Yıldız

    Deme bari diyerek ne güzel demiş şair

  • Remzi Ece
    Remzi Ece

    Vakt-i Kelâm rumuzlu arkadaşımızın açıklaması önemli. Ancak şiirin orijinali hangisi. Zaten yorumlamakta zorlandığımız perdeden bir şiir; Bir de son dizedeki karmaşa bizi zora sokuyor.

  • İbrahim Değerli
    İbrahim Değerli

    Günün şiirine layk bir şiirdi.Tebriklerimi sunuyorum.

  • Kemal Bölükbaşı
    Kemal Bölükbaşı

    Gönül sesiniz susmasın, tebrikler efendim...

TÜM YORUMLAR (24)