sen bakma benim her halayın başında
ipek mendil gibi çırpındığıma
vara yoğa serkeş kahkahalar atıp
şen şakrak çınladığıma
kara kıtadan
Afrika’dan öğrendim ben
açlıktan kırılırken
böyle ışıl ışıl gülmeyi
adın ıslatınca başka dudakları
ne kıyametler koptu göğsümün çeperinde
ne depremler geçti de içimden
yıkılmadım
o mağrur ağaçlardan öğrendim ben
böyle ayakta ölmeyi
sen sürgünlerimde
haritalardan yer beğendim de kendime
geçemedim kağıt kesiği sevdandan
kapıları çarpa çarpa gidemedim senden
eli kınalı
burnu hızmalı
o esmer kadınlardan öğrendim
böyle kurşun gibi sevmeyi
ateş böcekleri gibi
ateşin kalbinden geçtim de
kül olmadan su içirmedim sen yangınlarıma
nice aşüfte kahkahayı duydum da
duymazdan geldim
yüzünü hep güneşe dönen o sarışın günebakanlardan öğrendim
yönümü sana dönmeyi
gecenin bir yarısı üstüm de pijamayla
parktaki ağaçlara şiirler okuyup
sokak köpekleriyle sohbet ediyorsam
başımda huni ile gezip
gömleklerimi hep tersten giyiyorsam
aşkın öğretiyor bana
böyle milim milim delirmeyi…
Kayıt Tarihi : 4.11.2026 15:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!