Yaşamak bir yorumlama sanatı gibi geliyor insana.
Bazen en vahim hadiselerin neticesi bahar oluyor,
Bazen baharın en kırmızı güllerinin dikeninden zehir akıyor.
Kızılcık şerbetini kandan ayırmakla hakikat eşiğine basılıyor...
Kabuslarda barınmadan hayal alemi var olmuyor,
Düşmeden, kalkmak düşlenmiyor...
Tezatların senfonisi, anlamların raksı zihnime nail oluyor.
İçime benden bir ben akıyor,
İçimi benden bir ben yakıyor.
Sözler ezeli ararken özü ebediyete varıyor...
Sanrılar, yaşarken usun kefenini sarıyor
Başında taş taşıyanlar yaşamayı ne sanıyor?
Kalem dalını, mürekkep damlasını arıyor;
Dallar meyvesini, damlalar rengini anıyor.
Aslolan suretinde gizlense saklı olan hangisi oluyor?
Anlaşılmamaya mahkum manalar tam da gönlümde yatıyor.
Yazılanlar kazınıyor...
Ruhlar kazılı yazısıyla sınanıyor.
Farklılık lezettinin, farkına vardığında ardın ile farkın başlıyor;
Uzun cümlelerin kısa dehlizlerinde gidip gelerek kendini yor...
Kulaklarına teğet geçen nasihatlerin bedelini son kez kendine sor.
Kayıt Tarihi : 1.11.2026 00:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!