uçurumlara vurup gelen çığlığım
hoş geldin
yalnızlığım,
çokluğum,
bir hiç-im,
bir şey-im,
olurda
hani gidersen diyorum
bende senden iki tane var
biri sende kalsın
Davut Yıldız
KABUSUM
bazen bir kelimenin peşine takılıp gidiyorum,
beni nereye yazacağını bilmeden
birden kalemim olduğun aklıma geliyor
dedik
“aşk ve mavi
deliler için”
baktık
olacak gibi değil
kendimizi deliliğe vurduk
lal oldu mevsimler, Keko
pusulası kırık sokak çocukları gibi
hangi dalgaya,
hangi rüzgara sığınasın
hiç bir sığınak kabul etmez seni
ne sen bir şeye
kim bilir nerede kaybettim seni,
ve kim bilir kimin yüreğinde ateşsin simdi
hani beni
kendinle baş başa bırakıp gitmiştin ya
giderken kelebekleri öldürme demiştim
gitme,
yıldız gibi sarıldım o gece
karanlığa
titredi vücudum
kimsesiz çocuk gibi
yalnızım bu gece,
yalnız
ah o kuşların ardı sıra giden insanlar…
küçük masallara sığmaz kanatlarınız,
her insanın iki güneşi varmış,
biri hemen şurasında biri çok uzaklardaymış…
insan hep uzaktakine yürürmüş…
bir ceketim değil mi…
kırık kapıya asılı
o yüzden
eksik olmaz ıslığı
dudaklarımın
yaz, kış ceplerimde ellerim
Sevgili,
Seni görmeyeli ne kadar süre geçti biliyor musun? Bu süre senin dönüşüne hazırlandım. Belki hazırlığım bitmeden döneceksin, belki ben her şeyi tamamladığımda bekleyeceğim her yolcu anonsunu.
Küçük bahçeli bir oda, bir salon, mutfak, tuvalet, banyo ve bir de kitaplarımızı koyacağımız küçük raflı holü olan bir ev kiraladım. Çok şirin bir yer seveceğini umuyorum. Badanasını yeniden yaptırdım. Her yeri şampanya rengi yaptım. Salonda iki tane senin boyunda kanepe, ortada yuvarlak bir sehpa ve bir de telefonluk var. Salon zaten fazla büyük değil. Yemek masasını koyamadım kusura bakma ama sehpanın üzerinde rahatça yemek yenebilir. Duvarlarda bir iki tane siyah beyaz resim ve boyutları epeyce büyük. İçerideki odada bir tane yer yatağı vardı, altına ikiz yatakların sandığından aldım. Biliyorsun yer yatağı belimi çok rahatsız ediyordu. Senin sevdiğin yataklardan değil ama biraz sağlıklı olsun istedim. Yatak odasından banyoya direk geçiş var, biliyorsun çokta üşürüm, senin gibi. Özellikle o duvarı öyle ayarlattım. Yerde küçük bir kilim ve yatağın başucunda küçük bir sehpa ve üzerinde lamba var. Yatakta okumayı sevdiğini bildiğim için ışığa kalkmayasın diye lambaya oraya ayarladım. Hemen yatağın karşısında ilk birlikte olduğumuz gündeki biraz acı biraz buruk olan resmi duvar boyunca astım. Yatak odasının duvarlarında hiç boş yer yok, her yer çivi ve resim dolu. Ama hepsi bizim resimlerimiz, liman boyunca uzanan o koruluktaki halimizi yatağın tam yan tarafına astım. Ne güzel gülüyorsun, göğüs kılların güneşten biraz sararmış, ellerini ne de sıkı dolamışın belime, dudakların patlıcan moru gibi. Hatırlıyor musun öpmelerimden yorulmuştun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!