Davut Yıldız 2 Şiirleri - Şair Davut Yıl ...

0

TAKİPÇİ

Davut Yıldız 2

olurda
hani gidersen diyorum
bende senden iki tane var
biri sende kalsın

Davut Yıldız

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

dedik
“aşk ve mavi
deliler için”
baktık
olacak gibi değil
kendimizi deliliğe vurduk

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

lal oldu mevsimler, Keko
pusulası kırık sokak çocukları gibi
hangi dalgaya,
hangi rüzgara sığınasın
hiç bir sığınak kabul etmez seni
ne sen bir şeye

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

kim bilir nerede kaybettim seni,
ve kim bilir kimin yüreğinde ateşsin simdi
hani beni
kendinle baş başa bırakıp gitmiştin ya
giderken kelebekleri öldürme demiştim
gitme,

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

yıldız gibi sarıldım o gece
karanlığa
titredi vücudum
kimsesiz çocuk gibi
yalnızım bu gece,
yalnız

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

ah o kuşların ardı sıra giden insanlar…
küçük masallara sığmaz kanatlarınız,
her insanın iki güneşi varmış,
biri hemen şurasında biri çok uzaklardaymış…
insan hep uzaktakine yürürmüş…

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

bir ceketim değil mi…
kırık kapıya asılı
o yüzden
eksik olmaz ıslığı
dudaklarımın
yaz, kış ceplerimde ellerim

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

Sevgili,

Seni görmeyeli ne kadar süre geçti biliyor musun? Bu süre senin dönüşüne hazırlandım. Belki hazırlığım bitmeden döneceksin, belki ben her şeyi tamamladığımda bekleyeceğim her yolcu anonsunu.

Küçük bahçeli bir oda, bir salon, mutfak, tuvalet, banyo ve bir de kitaplarımızı koyacağımız küçük raflı holü olan bir ev kiraladım. Çok şirin bir yer seveceğini umuyorum. Badanasını yeniden yaptırdım. Her yeri şampanya rengi yaptım. Salonda iki tane senin boyunda kanepe, ortada yuvarlak bir sehpa ve bir de telefonluk var. Salon zaten fazla büyük değil. Yemek masasını koyamadım kusura bakma ama sehpanın üzerinde rahatça yemek yenebilir. Duvarlarda bir iki tane siyah beyaz resim ve boyutları epeyce büyük. İçerideki odada bir tane yer yatağı vardı, altına ikiz yatakların sandığından aldım. Biliyorsun yer yatağı belimi çok rahatsız ediyordu. Senin sevdiğin yataklardan değil ama biraz sağlıklı olsun istedim. Yatak odasından banyoya direk geçiş var, biliyorsun çokta üşürüm, senin gibi. Özellikle o duvarı öyle ayarlattım. Yerde küçük bir kilim ve yatağın başucunda küçük bir sehpa ve üzerinde lamba var. Yatakta okumayı sevdiğini bildiğim için ışığa kalkmayasın diye lambaya oraya ayarladım. Hemen yatağın karşısında ilk birlikte olduğumuz gündeki biraz acı biraz buruk olan resmi duvar boyunca astım. Yatak odasının duvarlarında hiç boş yer yok, her yer çivi ve resim dolu. Ama hepsi bizim resimlerimiz, liman boyunca uzanan o koruluktaki halimizi yatağın tam yan tarafına astım. Ne güzel gülüyorsun, göğüs kılların güneşten biraz sararmış, ellerini ne de sıkı dolamışın belime, dudakların patlıcan moru gibi. Hatırlıyor musun öpmelerimden yorulmuştun.

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

Sevgili,

Ne anlatmalı, sana sevgili…

Sana bir şeyler anlatmalı, içimden dışımdan bir şeyler. Neresinden başlamalı, nasıl yapmalı bilmem ki sevgili… Bilmem ki. Günler yaza vurdu rengini, ağaçlar çiçeğe, tomurcuklar sevmeye durdu, sıcak vurdu sıcak. Ben hep üşürüm, farkında mısın bilmem hala kısa kollu giyemiyorum. Hep üşürüm. Hastayım da kaç gündür, gözlerimden yanıksı sular dökülüyor, kulağıma kursun dökülür gibi. Akşam Amado’nun “gecenin çobanlarını okudum, yine satir aralarında adını adıma koydum, duydun mu. Düşünüyorum ne kadar uzun bir gece, yanan bir sigara dumanı, dönen bir Harman döveni kadar sessiz, karamsarca neşesiz. Düşünüyorum ne kadar uzun bir gece, sana da uzun gelir mi hiç geceler, sızdığın olur mu, hiç geceye… Sabahları hep sen o uykudayken uyanıyorum, uyumaların uyumalarımda ağrılı başlıyor güne. Yastığına döktüğüm bir kaç saç telimi yatağan içine atmıştım, göğüslerine batar diye. Uykularını böldüğün olmuyor mu hiç, canına batıp yaktığı, seni huylandırdığı, ya da kazdırdığı. Sen uykudayken yatağından onlar toplamayı duşundum biraz önce, ellerim uzanmadı ne yapayım. Sonra seni düşledim, nasılda terlemişindir, göğüs aralarındaki tek tuk tüylerde dolandırıp durdum elimi, hala ıslak mı ne sol omuzun. Ağlamak, ağlamak elbette kimse tarafından sevilmez sevgili, ağlamayı anlamak sevgidir, sevgidir birazda. Sen ağlamayı dinlerken, ben bedeninden izin istiyordum birazda, seni uğurlamak için tenimin ayrılığına, yüreğim değil tabi ki uğurladığım, yüreğim hiç ayrılıklara gebe kalmadı daha. Yüreğim ah! Körpe yüreğim.
Seni hiç yitirmekten söz edemem, söyle seni daha ne kadar yitireyim, ne kadar. Eğilip öptüğüm, uzanıp da tuttuğum ve titreyerek ve korkarak ve utanarak yattığım uçurum, utanmak dedim de, utancımı hiç koyamadım sofrana, bedeninden neden arsızda, gözlerinden neden, neden utandıklarımı anlayamam. Utanmalarımdan sen utanma sevgili. Seni utanmalarımda, sıkılmalarımda, yasaklarımda doğurdum. Gebe kaldım bir bahar çalığı günde, utanmalarımda oldu, doğumum çığlık çığlığa. Doğurgumda büyütemedim ellerimde, hep geçici ayrılıklara bıraktım bohçanı, sonra temelli ayrılıklara bırakacağım bile bile, bile bile sevdim seni sevgili… Hiç sormadım yüreğime, sendeki benle bendeki benin ne kadar örtüştüğünü, ne kadar ayrıştığını. Seni bedeninde sıcaklaştırdım, yüreğinde değil. Elinde dilinde sormadın, beni aramadın, önemlide değildi, beni nasıl düşlediğin, nasıl bekleyip nasıl gönderdiğin. Adıma ne dediğin, önemli değildi. En önemlisi bendeki sendi, içimden dışıma çıkan, dışımdan içime tasan sen. Belki bendeki sen, senden ayrı biriydi. Sen bunu hiç öğrenemedin, niyette edinmedin ki hiç seni resimlemeye.

Devamını Oku
Davut Yıldız 2

Sizi sevmeye geldim,
son yıldızına limon kokusu siner
haziran akşamlarının
tüm ağırlığı çöker omuzlarına
ve kırılmaz umudun
son yolcu otobüsünün arkasına

Devamını Oku