Elimden tut çocukluğum
Gitme perişan olurum
Issız bir sokağın
Karanlığında unuttum gözlerini
Gece vakti çalındı uykum
Kabusunun içinden uyandım
Bir çocuk vardı büyüdüğünü bilmeden
Ellerinde güvercin telaşı
Oysa çocukluğun beyaz bir atlı karıncaydı
Şimdi dönüyor ama binemiyorum
Eskiden bir simit tadı vardı ellerimde
Şimdi ellerim ellerimi tanımıyor...
Bir yerlerde suya aksi düşen
Ve sonra kaybolan yüzümü arıyorum
Şimdi saçlarımdaki aklarla dertleşiyorum bu her birinde ayrı hatıra, ayrı bir sızı
Belki de pişmanlık
Kaybettim dedim ya aslında
O çocuk hala içimde bir yerde
Parmaklıklar ardında mahzun
Avuçlarımda bir zamanlar güvercinler
Şimdi sadece dökülen takvim yaprakları
Çocukluğum dönme dolap
Dönüyorsun ya hala gökyüzüne inat
Al beni savur saçlarımı
Belki bir simit kokusu tutar elimden
Belki unuturum bu ağır yalnızlığı
Şimdi her yağmurda ıslanır anılar
Toprak kokusu getirir uzaklardan
Bir değirmen taşı gibi ağır ve yorgun
Dönüp durur içimde o eski zaman
Çocukluğumu kaybettim
Meğer o beni kaybetmiş haberi yok
Bir uçurtma ipi gibi kopup gitmiştir
Şimdi gökyüzünde başıboş, bir bulut...
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 23:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!