Çizo ve bazo Şiiri - Feridun Eren

Feridun Eren
172

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Çizo ve bazo

ÇİZO VE BAZO

Çok seneler evveldi
Dört tarafı sularla kaplıydı şehrin
Dört taraf
Dört büyük nehir akmaktaydı durmadan

Çok küçük bir köy kuruluydu
Bu şehrin yamacında
Her kes huzurlu mu huzurluydu
Omuzlarındaki tüm yükleri atmışlardı sanki
Mutlu mutlu yaşar
Dururlardı kendilerince

Çizo durur mu sanki bizim şu bazoyu
Çileden çıkarmak için yaratılmıştı

Bazo biraz akıldan kıt olan hanımını üzmemek için elinden gelen her şeyi yapardı
Çocukları zaten olmamıştı hiç
Yaşar dururlardı
Bir hep bir

Çizonun aklına bir şey takıldı mı?
Sallanır da sallanır
Köyden kadınlar arasında bir şey konuşuldu mu?
Biterdi bazo
Yapacakta yapacak
Yoksa kurtuluş yok

Ben dedi çizo, kış gelmeden sana kazak örmek istiyorum
Bazo
-sen örme işini bilmiyorsun ki dedi
Yine bir şey tak etti
Çizo sonra söze atıldı

Evet, ama ben örmeyeceğim ki
Benim çok iyi tanıdıklarım var
Onlar benim yerime örecek
Yeter ki sen bana para ver
Para ver ki yün alayım tığ alayım

Bazo bakar ki kurtuluş yine yok
Verir parayı gönderir
Çünkü vermese kafasını yiyip bitirecek
Çare yok zaten

Bizim çizo akıldan kıt kanat olduğu için
Gider kurbağalar ile dolu göllete
Yünleri parça parça atar göllete
Kurbağalar vırak dedikçe bizim çizo yün atar

Her vıraka bir tutam yün
Yünler biter
Bizim çizo çok mutludur
Çünkü bütün yünler akrabalara dağıtılmış, örme işlemi başlamıştır
Ona göre

Aradan günler geçer bazo der
Ya bu kazak ne oldu, hele git bak
Hava da yavaş yavaş soğudu, bari giyeyim der
Çizo durumu alır
Alır gider göllete bakar ki ne kurbağa nede su var
Göllet kurumuş

Kendi kendine der
Bu nasıl akrabalık
İnsan kimseye bu zamanda güvenmeyecek mi?
Ben şimdi bazoya ne diyeceğim
Düşünür

Bakar ki gölletin olduğu yerde çok parlayan bir külçe
Alır eline, eve doğru

Bazo kazak yok oldu
Akrabalar benden habersiz taşınmışlar
Ama yerlerinde şu parlayan şeyi buldum getirdim
Her halde taşınırken unutmuşlar der
Bazo bakar ki, aman Allahım büyük bir külçe altın hem de antika

Kaldırır saklar
Aman ha kimseye de bir şeyler söyleme der
Ama
Ama
Ama

Çerci gelmiştir köye bir hoş gün
Kızlar kadınlar çevresinde bin fırıldak
Dönerlerde döner
Alan alır renk renk mendiller
Eşarplar
Desen desen
Her kızın elinde bir tane
Kırmızısı moru yeşili bin renklisi

Bizim çizo, onunda canı çok çeker
Bakar da uzaklardan hayran hayran
Para desen para yok
Bin fakır
Ne edeyim ne yapayım

Aklına bir den göllete bulduğu parlayan cisim gelir
Koşar eve bin hişim
Alır getirir çerçinin önüne koyar
Buna kaç tane eşarp verirsin der

Çerçinin gözü fal taşı gibi açılır
Tüm eşarpları araba ile birlikte çizonun önüne döker
Dörtnal kaçar da kaçar

Çizo büyük bir sevinçle evine doğru koşar
Sanki bir büyük iş yapmış gibi
Evin her tarafını eşarplarla bir güzel süsler

Gelir bazo
Evde bir büyük tuhaflık
Nedir bu çizo, yine ne işler hallettin der
Ne ettim ki ben bir büyük ticaret yaptım
Göllete bulduğun o işe yaramaz taşa
Tüm bunları aldım

Bazo kafadan vurulmuştur artık
Kurmak istediği tüm Hayaller yine yerle yeksan olmuştur
Büyük bir sinir krizi geçirir
O haliyle kollarında tutuğu gibi
Bizi çizoyu kapı dışarı eder
Bir güzel evden kovar

Çizo yol yürür
Gidecek bir yeri de yok ki
Büyük bir ağacın gölgesinde dinlenmeye başlar
Kendinle oyunlar oynamaya başlar
Sonra derin bir uykuya dalar

Uyandığında yanında bir keçi görür
Keçi melemekte
Ve bizim çizoyu yalamaktadır
Birden kendine gelir

Hayır der!
Beni evden kovanın evine bir daha geri dönmem
Aklı yine kendine tatlı oyunlar etmektedir
Boşuna geldiniz siz, beni alıp eve götürmeye
Bir daha o eve gelemem
Keçinin her melemesinde bizim çizo daha da kızmakta eve gitmemeye direnmektedir

Keçi uzaklaşır bir garip
Çok geçmeden büyükçe bir deve yaklaşır kendisine
Bizim çizo yine küplere biner
Bu bazo ne ahlaksız
Utanmadan bu yaşlı ve beyaz sakalı dedeyi göndermiş
Gitmesem de olmaz adama ayıp olur der
Tutar devenin yularından eve doğru gider
Nihayetinde evi varır
Bazo kapının önünde bir deve ile çizoyu görünce çok şaşırır

Bakar devenin yükü altın ve mercan
Çok şaşırır
Demek ki der, bu deve büyük bir ticaret kervanından kaçmıştır
Bizim çizoya rast gelmiş
Oda bizim eve getirmiştir

Yarın öbür gün muhakkak ki sahipleri ortaya çıkar
Bizim çizonunda aklında ve dilinde bir şey gizli kalmaz, beni ele verir
Bir büyük oyun yapmak gerektirir der
Başlar işe koyulmaya

Gece hanelerine çöker
Bazo çizoyu karşısına oturtur, bak der
Biraz sonra büyük bir fırtına kopacak
Hem de çok büyük ağaçlar yerinde sökülecek
Büyük büyük dolular yağacak, kurtuluş çok zor biraz

Gel seni bu tavuk kümesinde saklayayım
Bu büyük fırtına çıkıncaya kadar sen saklanırsın
Ben eğer ölmesem gelir seni çıkarırım
Ölür sekte zaten

Bir güzel bazo, çizoyu kümese koyar
Hiçbir delik kalmayacak şekilde bir güzel sıvar
Sonra çok ses çıkaracak şekilde büyükçe bir teneke parçasını kümesin üzerine koyar
Darı ve buğday tanelerini de bu teneke parçasının üzerine bolca döker

Evin bütün tavukları buğday ve mısır tanelerini görünce
Büyük bir hışımla saldırırlar tanelerin üzerine
Başlarlar yemlenmeye
Fakat oda ne
Sanki bir büyük yağmur ve dolu yağıyormuş gibi sesler
Taka da tak tak tak tak

Çizonun yüreği korkudan sanki ağzından çıkacak

Bazo ise bir güzel deveyi keser
Tüm altın mücevherat ve değerli eşyaları da saklar
İşi bittikten sonra bizim çizoyu sakladığı kümesten çıkarır

Aradan haftalar geçer
Bakarlar ki köyde hiç tanımadıkları çok tehlikeli adamlar dolaşmakta
Sorarlar ne işiniz var bizim bu köyde

Der ki bundan birkaç hafta önce, kervanımızdan bir deve kaçtı
Bu deve altın ve çok değerli eşyalar yüklüydü
İşte biz o deveyi arıyoruz
Tüm bunlara kulak misafiri olan bizim çizo hemen de sözü atılır
Ben gördüm der
Herkes şaşırır birden
Hatta der ben onu eve götürdüm

Adamlar çok sevinir giderler çizo ile birlikte eve
Varırlar bazonun yanına bir güzel
Senin hanımın deveyi gördüğünü ve eve getirdiğini söyler
Devemiz nerededir
Bazo benim hanım kıt akılıdır bilmez
Deve falan da yoktur
Adamlar bastırırlar, güçlü ve kuvvetlidirler
Bir korku salar bazoyu

Bakın der
Hanımıma söyleyin ne zaman getirdi deveyi eve
Hanımı der
Fırtınaların, dolunun ve yağmurun çok olduğu zaman da
Dolunun her biri ceviz tanesi büyüklüğünde yağdığı zaman ben deveyi eve getirdim
Der

Adamlar bu kadının akıllı olmadığına niyet getirirler
Kusura bakmayın
Sizi rahatsız ettik
Bizler başka tarafa bakalım
Köyden ayrılırlar
Giderlerken de kendi kendilerine
Ya kadın tam deli bu taraflarda elli yıldır hiçbir dolu ve yağmur yağmadı ki

Bizim çizo ve bazo evlerinde yine tek başlarına kalırlar
Bazo ise hiç kimseye bu dünyada hesap vermeden büyük bir
Servete konar
Böylece ha kavgalı ha barışık
Yaşar giderler

Feridun eren

Feridun Eren
Kayıt Tarihi : 17.5.2019 17:18:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!