Cevat Çeştepe Şiirleri - Şair Cevat Çeştepe

Cevat Çeştepe

deli bir pınarım gözbebeklerinde, çağlıyorum
yosun kokuyor türkülerim.
düşünme şimdi ulaşılacak denizin mavisini
tutalım haydi ellerimizin yosun yeşilini
bir ince söğüt dalı olalım.
bin olalım.

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

yürü, kalabalıkların arasında
ayaklar altında
ezilen bir pankart olarak yürü.
bizim yürüdüğümüz gibi
ölerek yürü

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

bu akşam seni düşünmeyeceğim.
içimden geldiği gibi kaybolup,
canımın çektiği her şeyi yapacağım
bana ulaşılacak bütün yolları
sisli barikatlarla kapatacağım.
belki bir ağaç gövdesine dayayıp sırtımı.

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

yasa dışı her ses korkulu rüyasıdır
zümrüt koleksiyonumun
düşleri bozulup rengini kaçırır
ışıklarımın.
serseri yataklı bir koğuştayım aylardır
her zaman melek değilmişim yani

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

haydi söyle istersen;
sende en çok benim gibi
renklerden mavi yi mi seversin
yanında üstüne deniz bindirilmiş biraz lacivert
olsun ister misin.
geç otur karşısına gel keyfim gel yak bir sigara

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

duydun mu Salvador Dali düşmüş gökyüzünden
mızrak bacaklı filler gibi dört ayak üzerine.
piyanonun tuşlarında dolaşırken iskelet parmaklılar
birde ne görelim;
her susuz parselimde boy vermiş ağaçsız ormanlar.

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

bu yaz sensiz geçecek,
sular gibi akacak mısın yol başı musluklarından ellerime
yüksek dağlardan ve kimsesiz kaynaklardan çağlamış gibi
buz gibi yüreğime,
ağlamış gibi.

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

saçının tellerine tek tek dokunuşum,
adına yaktığım türküye,
senin için saz çalışımdır.
çiçeklerinin kokusu içime,
göz yaşların gözlerime dolarken.
başka ne bir ses gelir kulağıma

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

kollarımı dayayarak korkuluklara
gözlerimi bağlamak istiyorum dalgalara
belki bir tanesini içlerinden saklarım kendime
senin niyetine, sadece benzettiğim için sana.
belki gözlerinin rengindendir kim bilir, yosun yeşili
en hırçın zamanında göz kırpmasından,yakamoz gibi

Devamını Oku
Cevat Çeştepe

yorgundum,
ismin bana hiçbir şey vermiyordu.
yaşanmış ve yaşanacak bütün savaşlar
benim çadırımın dört duvarında akrobasi yapıyordu.
bir tarafım kan çanağı, göz-gözü görmez iken
diğer duvarımda, taze mezarlar toprak kokuyordu.

Devamını Oku