Yasakladığım adını fısıldadım duvarlara
Hatıramdan sır verdim çiçek yüzünü
Bir papatyanın güneşe açışına
Dağladım kor matemlerle yaramın üstünü
Rüzgarlarının uğultusunu duymadığın
Bir kemanın çığlıklarıydı, bakışların.
Boğarken duygularım geceyi içimde,
Dokunmak istemiyorum yüreğine,
Burnumda tütmüyor artık, kokun.
Hangi kader kurtarır ömrümü?
Evinin en sıcak köşesi gibi
Sevince senin olmaz o yürek
Dağların sahipsiz zirveleri gibi
Tutunca senin olmaz o eller
Korlaşmış kömürcesine yanınca uğruna
Öğle vakti, tembel bir pastırma yazı
Elimde ara sıra harladığım sigaram
Kalabalıkta cebime sakladığım sinsi sızı
Yalnızlığın şarkısını dinler kulaklarım
İleride mutluluk için yalvaran dilenci
Gözlerinin derinliğine göm beni,
Sar beyazlığına, tenin tabutum olsun.
Kara geceye boya, saçların toprağım olsun.
Sağ kalsın sevgim yeter ki...
Dokunabilseydim ellerine kurtulurdum,
Bir bakışına hayatımı sığdırdın,
Başından sonuna bir bakış.
Öyle ki; bir varmış bir yokmuş,
Nihayet verdiği selam, eğilen başların.
Sana bakmaya yas tutan soluk gözler,
Çelme takar kabuslarıma,
Kıskandırır, kuytu karanlıklarımı
Pencerelerimden sızan gün ışığı
Kuşlar yok diye, Ay küser çatıma
Tütmeyen ocaklarımla, aç kalmış yüreğim
Bir otobüs durağında buldum seni,
Ağır adım, oturdun ön sıraya.
Ulaşamadım saçlarının kokusuna,
Bakmadan özledim ateşten gözlerini.
Küskün, kanadı yaralı bir kuşun,
En çok açık kahve gözlerini sevdim,
Islanmış dudaklarını silen ellerini sonra.
Sonra göğsündeki çilleri, sonra, sonra...
Seninle olan keşkeleri bile sevdim.
Adımların, yürüyüşün düşer aklıma.
Kavuşmadan ayrılmak nedir bilir misin?
Uzağım sana; mesafe iki kaşın arası kadar.
Hasretim eşini göremediğim gözüm kadar.
Ama biliyorum, sen hep daha güzelsin...
Senin de arar mı beni bakışların, dilenci misali?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!