Cem Karadeniz Şiirleri - Şair Cem Karadeniz

31.10.1975 tarihinde Kadıköy’de doğdu. İlk ve ortaokulu burada tamamladıktan sonra Meslek Lisesi Sınavlarını kazanarak 1989 yılında Antalya’da Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’ne girdi ve 1993’te Mutfak Bölümü’nü bitirdi. Ardından 1993-97 yılları arasında Ankara da Gazi Üniversitesi’ne bağlı Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi, Turizm Eğitimi Bölümü, Konaklama İşletmeciliği A.B.Dalı’nda üniversite eğitimini tamamladı. 1989–1999 yılları arasında çeşitli otel, tatil köyü ve turistik tesislerde Kat Hizmetleri, Restaurant ve Bar şeflikleri, ...

Cem Karadeniz

10 Kasım 1938. Yüzyılların ötesinden gelen bir çığlığın, kendisini bin yıllar sonrasına taşıyacak o devasa koridora açıldığı o gün. Düşüncenin kanat takıp uçtuğu, engin bir sevda düşüyle gökyüzünün çalkalandığı o gün. O bitimsiz mavi anlatı.
Ve o 10 Kasım’ın 61 yıl sonraya yansıyan mavi ışıldayışlı gözlerindeki gerçe.
Zaman zaman dindiğim fırtınalarda, kimi gün söküldüğüm aydınlıkta, bazen de ısındığım kavgamda mavi bir ayrıntı adı yankılandıysa eğer, eğer sonsuzluğa kanat çırpan o martıya gebeyse zaman ve dudaklarda bayraklaşan O’nun adıysa eğer, demek ki her 10 Kasım’a umudu yayan her bir tören, her bir insan, her birinde taptaze bir bahar sabahı esintisince yepyeni başlangıçlar yaymış halkın dingin düşlerine ve o umut açmış düşlerin gerçeğe döndüğü anların kapısını.
Bugün 61 yıl sonra Ata’yı anarken bizce önemli olan Zübeyde Hanım’ın oğlu, vaktiyle 70/75 kilo ağırlığında ve 1.65 kadar boyunda olan ve 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrılan bu ölümlü insanı hatırlamaktan çok O’nu göremeyen kuşakların, yüz milyonlarca Türk’ün daha yıllar boyu bağlılık duyacakları, ulusça daha yıllarca bir ışık kaynağı olarak kendisine başvurulacak olan varlık, “Ölümsüz Devlet Adamı Atatürk” ya da “Düşünceler, ilkeler, amaçlar ve inançlar için kavgalardan kurulu manevi varlık olan Atatürk” olmalıdır.
İşte bizi devlet adamı Atatürk’ün karşısına götüren gerçek budur…
Yani Atatürk Safiye Hanım’ın değil de Hamiyet Hanım’ın sesini daha çok beğenseydi, çocukluğunda karga kovalamamış, parlarda oynamış olsaydı yahut fasulye ve pilavı değil de pırasa ve baklavayı daha çok sevseydi, kısacası etten ve kemikten kurulu, çoktan ölmüş Mustafa Kemal’in tercihleri şöyle değil de böyle olsaydı, biz Atatürk’ü yine aynı ölçüde sevecektik.

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Sana doğan günlerde, seni çizdiğim tuvalimde ince bir gözyaşı damlası hapsolmuş hüznüme ve dut kurusu, süpürge tohumu bir vazgeçiş tınısı yankılanmış ıssız anlarında sevgi ormanının...
Sensiz geçen anlarım da sana ait artık. Sinsi acılara satmaktansa yüreğimin resmini: gülücüğüne kilitledim apansız sevişmelerimizin buğulu aksini.
Dost bir merhaba sıcaklığı içimi titreten, adını yüreğimle paylaştığım her satır başında. Ürkek bir tavşan kaygısı, gözbebeklerini incitme tedirginliği apansız. Ve tekrar tekrar çözebilme çabası bir denklem anlatısındaki matematik karmaşasını. 'Keşke söylemez olsaydım! ' da sözedilen pişmanlık tanısı.
Koskoca bir yürek dolusu, canımın içi bir gülümseyiş buğusu ya da ıslak bir göbek kokusu, sana dair anlarda parmak ucumda adınla doğan şarkıyı söyleyen dostk bakışlı serçe kanadındaki gerçe.
Aynamdan yansıyan dost bakışın tanrısı;
SEVDİM SENİ...

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Teninden bir elbise gece
Issız yıldızlarla dokunan sıcaklığına
Özleyişlerin anlatıldığı ıslak bir masal
Şeffaf anlatılarla şekillenen ninem gözlü bir yosma gece
Aysal çekincenin yükseldiği dipsizlik...
Ve oysa bizler

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Senin en çok sıcağına aldandım,
Dokunuşundaki esrardı dizelerimde
Kenetlenen
Ve yalnızlık tortusu birkaç satır;
Seni bana getiren ayaklarındaki coşku
Elverir ki ıssızlığımı boğazlamasın

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Rüzgârların çığlığıyla uyandım az önce; yılgın gözlerimi üşüten, anımsamaların yansıttığı boşluğu sürüklerken bir yandan, bir yandan sigaramı paylaşan ıssızlıkta ve oysa öylesine kısa sen dolu anlarca.
Adımlarımla yarışırken yorgun voltalarda, kanım yetişmek çabasında gözyaşlarımın sessizliğine. Seni anımsatan dizelerle kavga, önleyebilseydi tutkun duyguları; özlemlerin anlatımı yerine yalnızlığında kaybolduğum anlardan kopmaz, ıssızlığı seçer, mutlulukla birleştirmeye çabalardım.
Nedense gülmez oldu gözbebeklerim yokluğunda. Yüreğim kafes kafes, özleyişim hücre hücre, dünyam perde perde, ağlayışım bebek bebek, sevdam canlı canlı bir sesleniş sızısı. Seni özlemeye kalkıyor ıssız bir vapur yine bir şafak. Üsküdar yansıması bir sıcaklık ve katran karası anlar söylencesi yokluğun yine kadranında saatimin. Seni yaşayabilme rüyasında, seni görememek endişesi saklı…
Seni özledim…

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Geceye hükmeden
bir çığlık kanattı yüreğimi ıssızlıkta,
Yağmura yoksun
kurumuş toprak tadında acıdı tenim
Sen duymadın…

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Düşünceme yangın teninde çınlayan şarkılar düştü
Mis kokuşlu okşayışlar titredi ellerimden süzülen
Ve
Bilek bilek kanadı yalnızlığın yüreğime inceden;
Sen güldün,
Dudaklarım kandı sevgine...

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Sonra denizler çalkalandı
Ve bulutlar yırtıldı yıldız yağmurunda
Birer birer sarardı tükürdüğüm resimler
Bir fincan umut sıcağıyla kavruldu yüzün
Ve siyaha burundu son tango...
Bencileyin bir efkâr fırtınası

Devamını Oku
Cem Karadeniz

İpotek bir kalpti bıraktığın dün gece
Yâdsınmış bir yüzyıl sevdasına dair,
Gözlerinde kelebeklerin uçtuğu
Bir sevda dinletisiydi yüreğin;
Yılgın bir vazgeçiş aksiydi sanki
Sevdalı bir çiftin özleyişi baharı;

Devamını Oku
Cem Karadeniz

Pencereye koşuyor gece
Tenin ısrarında bir dokunuş tesellisi söylüyor rüzgarı,
Odanın gizeminde kayıp bir ozan çığlığı
Yangın bir rüyanın kıyısında seni bekliyor...

Cem Karadeniz

Devamını Oku