Bir kış gecesinde dünyaya geldim
Feleğin elinden aldılar beni
Açılmamış taze bir gonca güdüm
Hakkın tarlasından yoldular beni
Uzak diyarlardan sizleri gördüm
Dağların gölgesi sarınca beni
İçim huzur dolar geceye doğru
Meltem usul usul okşarken teni
İçim huzur dolar geceye doğru
Sessizlik çöküp de yıldız çıkınca
Zifiri karanlık yol ince çizgi
ışık tünelinde ilerliyorum
Heceler dilimde olurken ezgi
Işık tünelinde ilerliyorum
Etrafta sessizlik derinlikler var
Sabahı beklerken geçmişe daldım
Gençliği özensiz gezip geçmişim
Bir kendime baktım bir de aynaya
Alnıma çizgiler çizip geçmişim
Yerimden kalkıp da eşindim bir an
Yine hazan yine güz üşütüyor rüzgarlar
Erken olan sabahın solgun ışıklarında
Her çığlıkta bir sancı her çığlıkta acı var
Erken olan sabahın solgun ışıklarında
Bulutlar kararıyor yavaş yavaş derinden
Şu vatanda aramızı bozanlar
Arkamızdan kuyumuzu kazanlar
Kendi çöplüğünde tarih yazanlar
Yazıyorum şimdi haberin olsun
Gün gelirde bir gün hazan olursun
Başladı tarlada hasat zamanı
Tarlada köylünün en mutlu anı
Çay kaynar ocakta çıkar dumanı
Çünkü geldi artık mola zamanı
Demli çaylar bardaklara dökülür
Bir akşam gözlerin yaşla dolarsa
Hatırla sevdiğim hatırla beni
Gonca olan güller bir gün solarsa
Hatırla sevdiğim hatırla beni
Sabahlar olmayıp gece bitmez se
Nergisler ve güller hep başka yerde
Kırıldı dağıldı tüm hayallerim
Yürüdüm günlerce kayalık yerde
Kırsala dağıldı tüm hayallerim
Geceden sıyrılır usulca güneş
Kini var nefreti var yılan gibi zehirli
Bir baltaya sap değil özü eğri ibişin
Kafasından kuruyor köylü değil şehirli
Gördüğüne inanmaz gözü eğri ibişin
Her olayda üstün o, ondan üstün olunmaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!