Duman çökmüş yücesine dağların,
Sevdiğimi gizlemeyin bulutlar!
Bağbanı yok bu virane bağların,
Beyhude yol gözlemeyin bulutlar.
Denize de çöktün, dağa da çöktün,
Bürokrasi denen çağın illeti,
Bıktırdı canından bütün milleti.
Çok can yaktı, inim inim inletti;
Bu derde bir deva bulanlar gelsin.
Aşağı mevzuat, yukarı yasa;
Neden böyle ürkek, niçin mahcupsun
Yürek kuşun çırpınıyor kafeste
Al sevdamı ruhum senin mahpusun
Seda dudağında ve bir nefeste.
Anlat suskunluğun acı vermesin
Lisanı münasiple bu zatı tarif etsem
Kelimeler anlamsız, cümle devrik oluyor;
Hiç bakmadan yüzüne bırakıp çekip gitsem;
Kendinde anlaşılmaz, bir keramet buluyor.
Boşuna dememişler şeyhi mürit uçurur;
Ne işin var be rezil, dünyanın bir ucunda?
Kimsenin gözü yok ki ne tahtın ne tacında.
Eğer böyle giderse don da kalmaz kıçında.
Teröre lanet edip, terörist olacaksın;
Âleme ibret için belanı bulacaksın.
Yakışmıyor bu hâl bize,
Gelin bir olalım dostlar!
Düşman güler hâlimize,
Gelin bir olalım dostlar!
Ayrılır mı et tırnaktan,
“Komşusu aç iken tok yatan” gafil,
Uykuyla muhabbet sana hoş gelir.
İlmiyle amelsiz ey ehli cahil,
Bil ki düşer isen taşa baş gelir!
Tuzun kuru, ırmak coşmuş neyine!
Selam verdim, rüşvet diye almadı,
“Gardaşım şu anda toplantıdayım! ”
Yalana dolana gerek kalmadı,
“Gardaşım, şu anda toplantıdayım! ”
“Dost, dosta yük olmaz! ” Derdin ya hani,
Çile dolu ömrüme,
Mutluluk katmaya gel!
Sarayı boş gönlüme,
Uzanıp yatmaya gel!
Irmak olup, sel olup,
Kimi baharında, kimi yazında,
Kimi işvesinde, kimi nazında,
Kimi nağmelerde, kimi sazında,
Her görüşte hayran eder bir güzel.
Yeni açmış bir goncadır yüzleri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!