Canan Uncu Şiirleri - Şair Canan Uncu

Canan Uncu

Karanlıkta yürüyorum
Nereye gittiğimi bilmeden.
Kulağımda hırçın dalgaların sesi
Sanki bana kızıyorlar,
Akmayan gözyaşlarım için.
Burnumda deniz kokusu

Devamını Oku
Canan Uncu

Yalnız geçen gecelerde,
Senin hayalini ararım.
Yastığımda teninin kokusunu ararım.

Yalnız geçen gecelerde,
Gözlerim gözlerini,

Devamını Oku
Canan Uncu

Güneşin Ankara ayazıyla baş edemeyip,mahzun bir yüzle parlamakla yetindiği günlerden birinde adım atıyorum Kızılay’a.Yürümeye başlıyorum yavaşça orduevinde yukarıya.insanlar bir anda sanki üstüme üstüme geliyor gibi içimden bir ürperdi gelip geçiyor.Ama o hızla da kaynaşıyorum bende kalabalığa ve izlemeye başlıyorum.insanlar sürekli bir yerden bir yere koşturuyor.çeşit çeşit insan kimi işine kimi alışverişe kimi sevdiğine.Sapıyorum kocabeyğlu’nun arkasındaki meydana.Güvercinler meydanı doldurmuş dilenciler misali bir kırıntı umuduyla dolaşıp duruyorlar insanların ayaklarının arasında.Bugünkü hasılatlarını toplamaya çalışıyorlar birazda belki acınası gözlerle bakarak.
Kuşları kıskandığımdan mı ne,bir simit bir ayran ziyafeti çekiyorum bende dilenci bakışlarının arasında.Bazen de çırpınışlarına karşılık paylaşıyorum bir lokmalık simidimi.İnsanları izlemeye başlıyorum tek tek belki de içinden geçenleri okumak için kendimce bir oyun oynuyorum.Yaşlı bir amca gözüme takılıyor.İki eliyle kavradığı bastonuna hafifçe çenesini dayamış. Yılların yardımıyla feri gitmiş gözlerinde,hafifçe biriken damlalar arasında izliyor kuşları kovalayan çocukları.Acaba diyorum,torunlarına uzakta mı? Özlem mi gideriyor onların cıvıltıları arasında.Bir başına mı kaldı bu hayatta.Emek verdikleri belki çocuk cıvıltısını çok görüp sırtlarını döndüler ona.Gözlerimin yanmasına dayanamayarak çeviriyorum başka yüzlere başımı.Bir adam takılıyor gözlerime.Orta yaşlı,düzenle taradığı saçlarıyla beraber kara bıyıklı bir adam.dünyaları ben yarattım havasında bacak bacak üstüne atmış tespih çeviren parmakların birinde parlayan altın bir yüzük.Aç gözlerle önünden geçen tazecik gençlerin vücutlarında kendine fanteziler yaratıyor.Biraz iğrenerek birazda kızarak iyice bakıyorum yüzüne.Evdeki karısını hor görüp çocuklarını umursamayan,en küçük bir olayda tırsan bir adam.Ama gel gör dünyanın en yakışıklısı gibi böbürlenerek iğrenç gözlerini gezdiriyor gencecik kızların üzerinde.Daha fazla dayanamayarak bu iğrençliğe gözlerim takılıyor pamuk yüzlü yavaş yavaş yürüyen bir nenede.Koluna girmiş kızından güç alarak hayatının son demlerinde geziniyor hatıralarıyla.Artık o küçük bir bebek misali kızı kolluyor onu gülen gözlerinin arasında ve ikna etmeye çalışıyor pamuk nineyi ‘’Anneciğim artık bırak,bak elim ekmek tutuyor yaşamana bak sen.Aldıklarımız çok güzel olacak sana genç kız gibi olacaksın.’’Pamuk ninemin gözleri parlıyor.Büyüttüğü emek verdiği sevgiyle suladığı çiçeği şimdi onu hayata bağlıyor.
Hafif bir gülümsemeyle kalkıyorum yerimden.Üst geçide doğru yürüyorum,gene tıkış tıkış bir taraf geliyor bir taraf gidiyor.O karmaşaya bende atıyorum kendimi.Büyük bir azimle köprüye çıkmaya başarıyorum.Aşağıdan gelen arabaların telaşlı kavgaları çınlıyor köprünün içinde.Oh attım karşıya kendimi ve dalıyorum başka bir alem olan Sakarya ‘ya insan kalabalığı gibi kokularda karışmış birbirlerine yarış halindeler.Yemek kokuları ve meydanda ki balık kokusuyla çekişen güzelim çiçeklerin kokusu.Herkes karnını doyurma telaşında dalmışlar dönercilerdeki kuyruklara etrafında dolaşan cilveli dilenci kızlarından memnuniyetsiz karınlarını doyuruyorlar dışarıya atılan masalarda.Bazen de masa kapmaca oyunu oynuyor yeni gelenler.Diğer bir alem üst sokağa dalıyorum.Gündüzcüler yerlerini almış hayata bağlanır gibi sarılarak bira bardaklarına anlamsızca gelen geçeni izliyorlar.
Bu karamsar havadan kurtulup gençler arasına kendimi atma isteğiyle Yüksel caddesine uzanıyorum.Işıklardan karşıya geçiyorum buluşmaların uğrak yeri eski gimanın önüne.Bekleşen insanlar dikkatimi çekiyor.Hele biri elinde utanarak tutuğu ve kendine yakışmadığı düşüncenin verdiği rahatsızlıkla ama gene de gözlerinde yeni bir aşkın pırıltılarıyla etrafa bakınan bir genç.Gülerek ‘’umarım aşkın hüsranla bitmez ve gözlerindeki parıltı sönmez’’ temennilerimle çıkıyorum aradan dost kitap evine ve içine dalıyorum.Kendini kitapların arasında kaybeden insanların sessizliğine gömüyorum bende kendim.Birçok parasız kitap sever gibi bende paramın yetmediği kitaplardan birini kaçamak kaçamak okumaya başlıyorum.
Her ayrılış gibi sıyrılıyorum beni başka alemlerde yaşatan kitapların arasından gerçek dünyaya içimde ki ayrılık hüznüyle.Kanı kaynayan Yüksel caddesine adım atıyorum.Bende bu kıpırtıya dahil olmak için oturması işkenceyi andırına çayhanelerin önündeki taburede yerimi alıyorum.Artık kaynamaktan acılaşmış çayımı yudumlarken Ekmek kavgasına dalmadan önce hayata karşı 1-0 önde başlamak isteyen dershane gençlerini ve onların birkaç adım önüne geçmiş aykırı olmaya çalışan üniversite gençliğini izliyorum.Şimdi onlara ne kadar kolay geliyor her şeye meydan okumak.Düzeni değiştirmek.Gözlerinden ateş fışkıran her şeye aç gençliği izliyorum.Ama içim buruk kaç tanesi ekmek kavgasın da yenik düşecek yada kazanacak.Ateş saçan ve parlayan gözler sönecek mi?
Biraz umutlu biraz şüpheyle artık kalabalıktan sıyrılıp,fark etmeden içime işleyen Ankara’nın sinsi ayazının verdiği ürpertiyle yalnızlığıma dönüyorum.Kendi sessizliğime kavuştuğum an yüreğimi okumaya çalışıyorum aynadaki yansımamda.Bir umut belki çözmeyi başarırım yorgun yüreğimi bende bir Ankara gününde…

Devamını Oku
Canan Uncu

Bugün üçüncü gün
Hala saate bakıp bekliyorum
Babam gelsin yemek yiyelim konuşalım diye
Biliyorum gelmeyeceksin
Biliyorum artık sofrada olmayacaksın
Odandan ne televizyonun sesi

Devamını Oku
Canan Uncu

Dost bilmiştim sizi kendime,
Siz beni düşman bellediniz.
Karşınızdayım şimdi,
Bakıyorum size uzun uzun.
Sorularla karışık tek düşündüğüm,
‘’Bu ben miyim? ’’

Devamını Oku
Canan Uncu

Ben anayım sevgim,
Bu evrenden daha büyük.

Ben anayım gücüm,
Kasırgalardan daha güçlü.

Devamını Oku
Canan Uncu

Çok yorgunum

Bugün çok yorgunum,
Ne gönlüm aşk istiyor
Ne de bir dert
Sessizliğin içinde

Devamını Oku
Canan Uncu

Bugün eski bir dostla karşılaştı yollarımız.
Baktık birbirimize kırık tebessümlerle,
Sanki,
Gelmişimizi,geçmişimizi gördük,
Yüzlerimizdeki çizgilerde.
Oysa umutlarla çıkmıştık bu yola,

Devamını Oku
Canan Uncu

Açın kafesimin kapısını.
Kırın sırmalı kilitleri.
Salı verin beni özgürlüğüme,
Bırakın göğe uzanayım.
Bırakın yağmurlar yıkasın,
Çilekeş gönlümü.

Devamını Oku
Canan Uncu

Kaybolmuş bir çiçek
Işık ararken belki yanlış daların arasına gizlenmeye çalışıyor
Sanıyor ki başka gölgelere sığınınca yeşerecek açacak
Kaybolduğu bilinmezden çıkacak
Ama sonra daha güçlü bir ağaç çıkıyor karşısına
Kökleri sağlam yaşanmışlıklarla gövdesi güçlü

Devamını Oku