Üç çocuk...
Henüz dizlerinde oyun tozu,
avuçlarında güneş,
ceplerinde umut vardı.
Takvim yürüdü.
Dosyalar yerinde saydı.
Çocuklar büyüdü,
adalet küçüldü.
On dört yaş...
Bir ömrün en temiz çağında çıktılar yola.
Yirmi yedi yaş...
Bir karar beklemenin pası çöktü omuzlarına.
Kim çaldı o on üç yılı?
Kim?
Bir mahkeme "beraat" dedi.
Öteki kapı "devam" diye kapandı yüzlerine.
Ve zaman...
Hiçbir mahkemeye hesap vermeyen
en acımasız hâkim oldu.
Ne savunma istedi,
ne tanık dinledi,
ne de vicdan aradı.
Sadece ömür biçti.
Yıllar aktı.
Suç aynı yerde kaldı belki...
Ama çocuklar...
Çocuk kalamadılar.
Top peşinde koşacak ayaklar,
beton avluların soğuğunu ezberledi.
Kuş sesleri yerine
demir kapıların gürültüsünü dinlediler.
Oyuncakların yerine
parmaklıkların gölgesi büyüdü ellerinde.
Sonra...
Bir kalem kalktı.
Bir mühür indi.
Dört yıl...
Beş ay...
Bir tek cümleyle
insanın ömründen mevsimler söküldü.
Soruyorum şimdi:
Hangi karar
çalınan çocukluğu geri getirebilir?
Hangi hüküm
annenin gecelerini iade edebilir?
Hangi mahkeme
babaların kamburlaşan sessizliğini silebilir?
Ey adalet!
Sen yalnız mahkeme salonlarında değil,
çocukların gözlerinde kurulursun.
Ve orada yıkıldığında...
Hiçbir bina ayakta kalmış sayılmaz.
Çünkü geciken adalet,
yalnızca gecikmiş bir karar değildir.
Bir ülkenin vicdanına vurulmuş prangadır.
Bir kuşağın sırtına yüklenmiş yüktür.
Bir çocuğun elinden alınan yarındır.
Ve tarih bilir...
En ağır cezayı bazen suçlular değil,
geciken adalet yüzünden
masumlar çeker.
Kayıt Tarihi : 2.08.2026 16:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!