Çağrılmayan Yakup Şiiri - Edip Cansever

Edip Cansever
8 Ağustos 1928 - 28 Mayıs 1986
190

ŞİİR


172

TAKİPÇİ

Çağrılmayan Yakup

I

Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
Ben, yani Yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun 'Yakup! ' diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da.
Ben size demedim mi.

Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
Telaşlı, aç gözlü kurbağalara
Bakmaktan
Bilmiyorum
Bilmiyorum, bilmiyorum
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Bazen karıştırıyorum ya, çok uzun bir gündü
Sonra bu çok uzun günün sıcak bir günü
Kediler kırmızı alevler halinde koşuyordu
Onlar işte hep boyuna koşuyordu
Birileri çıkıyordu ordan burdan

Hiç çıkmamak halinde ve ölgün
Birileri çıkıyordu
Geceden kalma bir lamba yanıyordu, açık
Bir pencerenin sokağa doğru içinde
Bu uyum korkunçtur Yakup!
Yakubun olması korkunçluğudur bu
Dünyanın insana doğru içinde
Yakup, Yakup!
Burdayım, yani ben.. evet, geliyorum
Lambayı söndürmesinler, geliyorum
Siz bütün lambaları yakın, evet
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Ve kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben, iyi ya
Durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun
Her türlü bir şeyler sizin olsun, ben artık
Hep böyle istiyorum, ayıp değil ya
Durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum
Bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde
Ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum
Bir ölünün günü boyayan renginde
Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
Kayalardan dondurmalar sorduğum
Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
Kim bilir ne diyordum
(Kim bilir ne diyordu bir baykuş yaratıldığına
Bir baykuş tarafından
Ve bütün baykuşlar o bütün baykuşların arasında ne oluyordu
Ben ne oluyordum.)

Bütün iskemleler ağır ve hastalıklı
Bir gidip bir geliyordum kendime aptallaşarak
Bunu Yakup söyledi
Dedi ki, çünkü herkes Yakubu yaşıyordu, bense
Çöllerden ve kızgın güneşlerden icatlar yapıyordum
Kızgın kağıtların üstüne
Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu
Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen
Oluyordu ve bir de
Bir otobüse bindiğim, biletçinin bilet bile kesmek istemediği ben
Kendimi koruyordum
Bunu bana Yakup söyledi
Öyle bir Yakup ki bu, onca din kitaplarının sözünü bile etmediği
Kimsenin sözünü bile etmediği bir Yakup
Ben
Bunu hep biliyorum
Bunu hep biliyorum ve işte
Özgürüm, cezasız duruyorum.<
..........
..........

Edip Cansever
Şiiri Değerlendir
  • Salyangoz Rıhtımı
    Salyangoz Rıhtımı

    Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
    Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
    Telaslı, aç gözlü kurbağalara
    Bakmaktan
    Bilmiyorum
    Bilmiyorum, bilmiyorum
    Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
    Bazen karıştırıyorum.

    Bazen karıştırıyorum ya, çok uzun bir gündü
    Sonra bu çok uzun günün sıcak bir günü
    Kediler kırmızı alevler halinde koşuyordu
    Onlar işte hep boyuna koşuyordu
    Birileri çıkıyordu ordan burdan

  • Salyangoz Rıhtımı
    Salyangoz Rıhtımı

    Ben, yani Yakup, her türlü çagrılmanın olağan şekli
    Daha hiç çağrılmadım
    Biri olsun 'Yakup!' diye seslenmedi hiç
    Yakup!

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Sevgili Tuğlu,

    Yaptığınız Alıntı' dan hisseme düşeni alabildiğim için çok mutluyum..

    ne iyi etmişsiniz efendim..özel dosyamda saklayacağım bu gerçek analizi ve emek dolu derinliği...


    Şiiri ululamak için, yüceltmek için sözlerimin kifayetsiz kalacağını biliyorum..20. yüzyıl Türk şiirinin büyük köşe taşlarından, özgün sembollerinden birisidir...Gerçek ve beğeni düzeyi yüksek edebiyat çevrelerince tescil edilmiştir..Kayda alınmıştır..Rüştü ıspatlanmış bir şiirdir

    Daha ne diyim....

  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    İndirilen bayraklar yerden usulca toplanıyor
    yer ve yurt tarihi topyekun göçüyor
    du
    dehliz ve kanal türü edebiyatın ön ayak seslerine bir şey demeden çiziyorduk şiirlerin yüzünü… arka sokaklar çocuk oyunlarından ne kadar uzak bir ülkeyse…siliyorduk…devleşen ne varsa …dağlar dahil… tarihin sahne ışıkları bir yanıp sönerken… sesler duyuyorduk…ilhamların yüzü suyu hürmetine bir saniye daha yaşıyorduk…ölümsüz şiirlerin topraklarında…hür...sevgilerimle

  • Nsi/Nadir Sayin
    Nsi/Nadir Sayin

    Halen tatildeyim.. kitap okudum; öğrenim ömür boyu ve çıktım gök yüzüne denizi, Torosları seyrettim, estim ve indim yer yüzüne denize ayağımı soktum, yüzmeye daha ısınmamış..

    Küçük beyinliğin kişilerle uğraşmak olduğunu bir kere daha kimi kitaplar fikirleriyle kanıtladı..kimi beyinler fikirden yoksun hâlâ jurnalcilik peşinde dedi..

    Toros’un yüksek tepelerinde ceylanlar, tilkiler, köpekler ve kurtlar, araba sesini duyunca kullaklarını dikiyor ve kuyruklarını apış arası son sürat gözden kayıp oluyorlar..

    Bir dağ köyü şalvarlı ve eşarplı ve ama insan güzeli kadın gözleme yapıp bir dağ çayı ile sunuyor size.. Yanıda ki yiğit başında kasketi, beyi olsa gerek, insan saygısıyla ve güven dolu bakışla buyrun oturun diyor.

    Bu ne güzlliktir böyle..ne bir imam-hoca ya da kominist, atist, ne bir faşisit, demokrat, ne bir çayan ne bir cemaat hayvan gördüm.. Gördüklerim insan, canlı ve doğa ile dağ deniz ve alabildiğine yeşil çamlardı.

    Bu şiiri yazan fikir admı büyük beyin..şiiriyle fikir üretiyor yoksa derdi ne kurbağa ne de yakup..ne de kişiler ie, uğraşmak..
    Biz yorumcular nasıl küçük beyin oluruz ki!

    Ben en iyisi mi şimdi uzanayım Anadolunun bozkırına. Şimdi orada çiğdem zamanıdır. Kelebekler üç günlük yaşama kant açmaya sanki ölüme renkli uçarlar. Ve yavaş yavaş kiraz ağacı yakınlarda çiçeğe şimşiye görüntüsü.
    Ali bey amacam şimdi mutlaka domates ve hıyarları için bostanında karık açıyordur.. Aynı deniz ve Torosları gibi bir sezinti bir esinti içimde yola..yolculuğa devam..

  • Necdet EREM
    Necdet EREM

    Fikret Bey.
    Bana HİPOKRAT FALAN DEME.
    BEN ELİN FİLOZOFUNA NİSBET EDİLECEK KADAR UCUZ BİRİSİ DEĞİLİM.

    EĞER SENCEE KÖTÜ BİR ANLAM ÇAĞRIŞTIRIYOR İSE ŞEREF DUYACAĞIM BİR İSİM VAR.
    ODA' MUHAMMEDİ' dir.

    BANA HİÇ SIKILMADAN “MUHAMMEDİ” DİYEBİLİRSİN.
    SENİN İÇİN HAKARET İFADE ETSEDE BEN MUHEMMEDİ İSMİNDEN GOCUNMAM ŞEREF DUYARIM.

    Ben Hipokrat falan bilmem ve tanımam.
    Ben Allah'ı Rab Peygamberi Resul bilirim.

    Ve her nefeste
    'EŞHEDÜENLA İLAHE İLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN RESULALLAH'
    Derim.
    Gerisi benim için hiçbir şey ifade etmez.

    Bu arada sende sanıyorum çoktan beridir hasret olduğun o kutsal kelimeyi istemeden de olsa okumuş olacaksın.

    İnşallah hidayetine vesile olur.

    Sen TEHDİT TE ETSEN HAKARET TE ETSEN BEN SENİN ISLAHI NEFS İLE İMAN ETMENİ ALLAHTAN DİLERİM.

    Sevgilerimle.

  • Necdet EREM
    Necdet EREM

    Hocanız veya ilham kaynağınız kim olur ise olsun çok önemli değil.
    Elbette saygı duymak insanlık gereğidir.

    Hem kadirşinaslığınızdan, hem de size akıl, zekâ ve mantığı verenin Allah olduğunu bilmeniz ve bunu korkusuzca söylemenizden dolayı tebrik ederim.

    Fakat dikkatli olunuz burada Allah ismine ALLERJİSİ OLANlar var.

    Kendileri gibi inançsız olmayanları cahil, cevap veremedikleri soruları ve sorgulamaları HAKARET SAYAN FİLOZOFLAR VAR.

    Dikkat et İYİ SAATTE OLSUNLARIN BOY HEDEFİ OLUP HIŞIMLARINA UĞRAMAYASIN.

    Cevap veremedikleri soruları hakaret saymakla kalmayıp.
    İNSANI DOĞDUĞUNA PİŞMAN ETMEK GİBİ BİR HUYLARIDA VAR.
    Laf arasında bunu da hatırlatmış olayım.

  • Necdet EREM
    Necdet EREM

    Antolojide Niki ile müsemma bir tek insan varsa 'YANILTAN IŞIKLAR' nikinin sahibi Fikret bey olsa gerek.
    GERÇEKTEN YANILIP YANILMADIĞINI BİLMİYORUM AMMA TÜM GAYRETİ İLE YANILTICI BİR ÇALIŞMA İÇİNDE.

    Bey efendi ile ilk tanışmamız,
    Sayfama girip ateist propagandası ile beni yanıltmayı denedi.
    Fakat kendisine sorduğum hayat ve hayatı anlamlı yaşama, yaratılıştaki mükemmel örnekler ve aklın en önemli işlevinin hayata anlam kazandıran iman olduğu izahlarım karşısında KENDİSİNE HAKARET ETTİĞİM İDDİASI İLE BENİ YASAKLADI.

    Daha sonra şiirlerinin altına yazdığım yorumları jet hızı ile sildi.
    BU GÜN DE BENİ PİŞMAN EDECEĞİ TEHDİDİNİ SAVURDU.

    Değerli okuyucular şimdi İstanbul’a gitmek üzere çala kalem yazdığım için hata ve yanlışlarımdan dolayı özür diler,
    Bey efendinin durumunu da dikkatlerinize arz ederim.

  • kanra545
    kanra545

    Necdet bey kardeşim Adamcağız haklı,zorla güzellik olmaz.Bırak kurbağalarla meşgul olsun,mesut olsun.
    Kaş yapayım derken göz çıkarıyorsun.

  • sekizinci renk
    sekizinci renk

    Evet yine o andı sanırım. yani şairin sırtını duvara yasladığı an. işte tam'da orada acı çekişini yakubun allerine bıraktı.sansuz metre kare bir alanın içerisinde kapladığı yer kadar değildi anlam.ve gökyüzünü düşündü. çocukluğunu, aşklarını sarılacağı o kadar çok şey vardı'ki, teker teker kayboluyordu her birini öptükce..aynalar bazen herşeyin rahatca sığdığı yansımanın gerçek olgusudur. küçülen ve büyüyen mesafelerin netlik serenomisi..evet yakup saçmalıyor gibi gözükebilir.şiirin şeklinde görünen ilk kısmında kelimeyle anlamın örtüşmediği bir durum hasıl oluyor.anlatma ve algılama hızının ötesinde, sanki hareket eden bir tirenin camından uzaklara baktıkca netleşen görüntü gibi.. şiir çok boyutlu.. inanın şaşırdım..bir rssam ustalığıyla saklamış gerçek anlamı.yüzeysel baktığınızda duyularınızın yanılgıları hamle yapıp damgalıyor şiiri.. rasgele seçilmiş kelimeler gibi geliyor.hafif bir trans halinde şiire dokunduğunuz da, bazen elinize yüzünüze çarpan nesneler bile hissediyorsunuz..hayret ettiğimi tekrar söylemek isterim.saygı ve sevgilerimle.

TÜM YORUMLAR (44)