Ey hayat!
Sana ben çıktım
Ağrıyordu sırtım, gözlerim çapak çapaktı bu sabah
güneş küşmüştü, dolunaydı gece
çok da hüzünlü olmadığım anda sevmeye acıktım...
otuzuncu kez dinlediğimiz şarkılar arasında
Dün gece
Sana dair bir şeyler yazamadım
Yorgunluktan gözlerim kapandı
Kör oldum
Ellerim titrekti
Ellerin uzak
Gitme
Daha çok şeyler yazacağım buraya
Sana dair ne güzel anılar biriktirmişim kendi kendime
Ne çok söylenecek sözler varmış senden sonraya
Ben söylenmeyi unuttum sevgili
Uzunca bir zaman önce
Ol cehennem ki
ateşi günden güne harlanan
Ol gönül yarası ki
sevda geçmez köyünden sargısız cana canandan
uzun yolculuklardan geliyorum sana
ey hayat
Yandı
Sevdasına
Tarhana çorbası içenlerin
Kırmızı şarap tadında bir hayatı
Düşünmedi
Kendine
Kalın duvarların arkasında yaşıyor mu insanlar
Sesi gelmiyor kimseciklerin
Bizim sesimizi duyan var mıdır dostlar
Yıllar geçtikçe artıyor zulmü zamanın
Ağırlaşıyor bir şekilde yürümek tek başına
Çoğalmak isterken azalmak dokunuyor cana
...
şiiri al git benden, şairi vermem sana
bir gülü soldurdun ya, dikeni senden alâ...
Bülent Öntaş, 13.12.2025
Sarkıt
Üşüme
alışık değilsindir bu havalara
ben de gideceğim
vakitlice
...
sıra dağlar eskiden de böyle yeşildi,
yine böyle eserdi rüzgar
ne gündüz böylesine karanlıktaydı
ne gece korkudan eserdi
Korkma!
Yazabilirsin boş bir sayfaya
Düşündüklerini
Sarıya
Beyaza
İçini dökebilirsin
Kağıda kaleme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!