...
masada artakalan hikayeleri
ve avucunda civanperçemi hüzünleri taşınıyordu uzağa
elden ele/göz göz/arpacık
tohum değil ki serpesin sevda dediğini
sağa sola
Yalnızdılar
Bir elma ağacının altında
Farklıydılar
Belliydi bakışlarında
İçlerindeki duygu benzeşiyordu
Zifir renginde ne güzel dostluklar
edinmişiz dünyada
ne güzel paylaşımlar kervan geçmez bir rüyada
kanat çırpmaz köyünün turna göçü var
Aşkol ey hüzün...
Seni düşünmek tüm zamanların asli kusuru
dal yeşil
tomurcuk açtırıyorken güle
ve son bir hevesle başlıyorken yazmaya güne
nasibini alıyor
heybemden bir uzun hece
Bütün zamanların ve mekanların işgal edildiği bir boşluktu dünya
Asma kilitlerin kara üzüme kavuşmayı engellediği ürüya
Kavga etmenin ve çekip gitmenin arasında
kalandı hep geriye...
Asma bahçeleri yeşerdi dün,
İçten içe gülümsemeler
derin bir rüyadan uyanmış sevgililer
kelebekler uçuşuyor döne döne
aklıma düşüyorsun
canımın içi
utangaçlığımdan eser kalmadı yine
Sincaplar ülkesi yanıyor
Kuşlar
Çoktan veda etti ağaçların dalına
Kaplumbağalar taş oldu
Gözlerim kör olmadan az önce
Geyikler
Hasan Dağı misali
Sönmüyor
Derin uykularda ateşi sevdanın
Közü üzerinde
Ne sevdalar söndü senden önce
Senden sonra
Ararsan söylerim
Dökerim içimdekileri sırayla orta yere
Dinlersin
Bazen düşersin kederimden kedere
Bazen de düştüğüm yollarda avare
Mutluluktan bir ayağın dolaşır ötekine
Ara vermiştim
Yaz sıcaklarında
Dolaşmaya
Kelimelerin üzerinden
Bir avcı girdi
Araya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!