Evlat! bize gelmez fitne ve fesat
Meyletme ifrata var ise vasat.
Sevgi ek toprağa huzurla hasat.
Berekettir, bu çınarın gölgesi.
...
Evlat! kime gerek o kimdi, bu kim?
Bizde güne sığar daim dört iklim.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




'Evlat! bize gelmez fitne ve fesat
...
Emanettir,bu çınarın gölgesi'
Cok anlamliydi...
merhamet ceddimden nişan
söğütlerin dalı benim..
dediğimi anımsadım..
güzel şiir, hoş şiir.
tebrikler.
Değerli üstadım her babanın oğluna yapacağı bir nasıhat yazan elleri yürekten kutlar saygılar sunarım
Çınar ki; kökleri emsal tarihe.
Lisanın kudreti yetmez tarife.
Şairlere ilham, ilim arife.
Emanettir,bu çınarın gölgesi
Kutluyorum değerli kaleminizi.
Tam puanımla
Sayın üstad Ünal Bey;Şiiriniz dallı budaklı bir
çınar gibi .Gölgesine almış biz şairleri
Gölgesinden temaşe edelim alemleri.
Selam ve hürmetler .Şiir heybemde
Evlat! bir kulak ver, duy o nefesi
Ezelden bu güne gül manzumesi
Mevlana'sı Şems'i,Yunus Emre'si
Marifettir, bu çınarın gölgesi.
...
Çınar ki; kökleri emsal tarihe.
Lisanın kudreti yetmez tarife.
Şairlere ilham, ilim arife.
Emanettir,bu çınarın gölgesi
Of! .......... Offffffffffffffff! ! ! !
Bu şairi mahkemeye vermem lâzım, hem de 3-4 avukat tutup.. Benim yazmam gerekeni benden evvel ve benden güzel yazdığı için. Hani, aramızda kalsın, şiirde biraz kıskançım da...
Geçenlerde Yunus Emre için de bir dava dilekçesi sundum zaten. Daldığım okyanusun her dalgasında karşıma çıkayazdı da ondan farklı diyemez oldum diye...
Aynen bu şair de cezasını çekmeli..
*
Şaka bir yana...
Mısraların efsunkâr kanatlarını taktım yüreğime...
*
Tebrik ediyor,
Saygılarımı sunuyorum...
Ünal....
her dörlüğe değer vermiş adil kalemin!
Harika bir eser dökülmüş dilinizden kaleminize.
Oldukça içerikli ve manidar olmuş. Kelimeler özenle seçilmiş
Akıcı, duygular inci gibi nakış nakış dokunmuş bir kilim gibi.
Kaleminiz hiç susmasın, keskin ve etkili olsun. Dost kalın
http://gruplar.Antoloji.Com/sevgi-toplumu-grubu
Antolojime aldım. Selamlar, Sevgiler.
anlam ve anlatımı çok güzeldi.
şiirsel nitelikleri mükemmel.
okunası şiirlerden.
kutluyorum..saygılar sunuyorum.
aynı frekanstan bir şiirimi paylaşmak istedim.
mutluluklar............halilşakir
Ulu Çınar
Kaç asırdır ayaktasın, tek başına ulu çınar? ..
Yıkılmadan, öyle dimdik, ne de mağrûr bakıyorsun.
Bulutlar sevgilin olmuş, dallarına kuşlar konar,
Sular kendi mecrâsına, sen kendine akıyorsun...
İstanbul'da, Gülhâne'de seyrettim ben seni çınar.
O mücessem bedeninle, mest ettin sen beni çınar.
Senden okunur en güzel, İstanbul' un dünü çınar.
İnsanlar atîye bakar, sen mâzîye bakıyorsun...
Ne tarihler gördün bilmem, gölgenden kaç devlet geçti?
Kaç âşık kaldı gölgende, kaçı aşk şarâbın içti? ..
Bilmem hangi sevgililer, içlerini sana açtı? ..
Âşıklar yakar gönlünü, sen kendini yakıyorsun...
Seninle dertleşmek olmaz, asırların derdi sende,
Ne insanlar gelip geçti, hem nâmerdi, merdi sende.
Kimbilir ne sevgililer murâdına erdi sende.
Onlar ok' u kalplerine, sen özüne çakıyorsun...
Nasıl da yüzülmüş tenin, kabukların soyuk senin,
Âhın hep içine akmış, gövden oyuk oyuk senin.
Asırlar ne çok yıpratmış, derdin amma büyük senin,
Yaşlanmışsın dedik diye, ne kafana takıyorsun? ..
Sen artık kucaklanmazsın, öyle büyük ki bedenin,
Sesin soluğun çıkmıyor, elbet vardır bir nedenin.
Saçlarını döktün diye sana kötü lâf edenin,
Boş lâfına bakıp öyle, ne canını sıkıyorsun? ..
Varsın olsun, mühim değil, kuru ya da sulu çınar.
Uzun ömrün simgesisin, kötü mü be ulu çınar? ..
Asırlardır süslüyorsun güzel İstanbul'u çınar..
Yıllar bıkmıyor da senden, sen ne diye bıkıyorsun? ...
Antalya-2008
Halil Şakir Taşçıoğlu
'Şairlere ilham, ilim arife
Emanettir bu çınarın gölgesi'
Eksik olmayın iyiki varsınız ve yazıyorsunuz...Kutluyor, birbirinden mükemmel şiirlerinizden dolayı içtenlikle tebrik ediyorum
Bu şiir ile ilgili 48 tane yorum bulunmakta