Ey İstanbul.
Ne zaman birini içimde defnetsem
senin üstüne yağmur indi.
Her damla bir eksiliş,
her eksilişte gövdemden bir şehir koptu.
Şimdi yine karanlığa bürünmüşsün,
ben yalnızca dinliyorum
Bu gece ağır. Şehrin omzuna çökmüş bir hüzün var.
Yağmur, eski Arnavut kaldırımlarına düşüyor.
Taş aralarında geçmişin yankısı sürünüyor.
Her damla, unutulmuş bir anıyı mezarından kaldırıyor.
Deniz, ışıkları yutmuş.
Martılar alçaktan süzülüyor.
Bir çocuk, ıslak saçlarının altından simit uzatıyor onlara.
Bir parça düşüyor suya.
Deniz onu sessizce içine alıyor.
Simit suda çözülüyor. Ben içimde aynı sessizliğe karışıyorum.
Kırıntılarım bile benden uzağa savruluyor.
Kız Kulesi’nin önünde oturdum.
Kahvem elimde, fincanın kenarı çatlak.
İçimdeki yaralar kadar derin.
Zamana değil, sessizliğe dokunuyor.
Her yudumda biraz daha eksiliyorum.
Kahve soğuyor. Ben onunla içimdeki sessizliğe dönüyorum.
Fincanın dibinde bir tortu kalıyor,
tıpkı içimde söyleyemediğim son cümle gibi.
Kelimeler eksilmiş ,cümleler anlamını kaybetmiş
Her harf, seninle gitmiş sanki.
Işıklarda su satan çocuk kadar masum yüreğim,
artık susmuyor bile.
İçimde bir sessizlik yanıyor.
Söylesem kül olur,
sussam aynı yerden yanarım yok olurum
Galata Köprüsü sessiz.
Balıkçılar ağlarını toplamış.
Rüzgâr, suların üstünde yankılanan bir dua gibi dolanıyor.
Taşlar soğuk.
Adımlar yankı bırakıyor.
Her yankı, senden kalmış bir iz.
Canımı acıtıyor
Marinada ,tekneler dalgaya teslim.
İpleri çözülmüş anılar gibi sallanıyor
Yakamozlar, gecenin kalbine düşen sessiz yangınlar.
Bir kuş suya dokunuyor,
dalga büyüyor,
sessizlik çoğalıyor.
Ben yine susuyorum
Bir zamanlar dilimde çocuk sesi vardı:
“Al satarım, bal satarım.”
Şimdi o ses yorgun.
“Ustan dönmüş, ben satarım” diyor.
Masumiyet, bir sokak yankısına dönüşmüş artik
Durduramıyorum
Eminönü’nenden tramvay geçiyor.
Camda yüzler beliriyor.
Hiçbiri tanıdık değil.
Hepsi biraz ben,
Biraz sen
Biraz biz
Karanlikta ,Sokak köpekleriyle yürüyorum.Başı boş kimsesiz
Adımlarım onlarınkine karışıyor.
Onlar susuyor, bende konuşmuyorum
Bir kaldırımın ucunda duruyorum.
Yağmur üzerime yağıyor.
Sessiz ,sakin ...
İstanbul bu gece bir ağıt.
Her ışık bir eksiliş,
her ses bir veda.
Ben, bu şehrin içinde kalan son suskunum.
Yağmur hâlâ iniyor.
Yalnız şehre değil,
içimde saklı kalan İstanbul’un kalbine.
Ve sen yoksun .....
Belkide hiç olmayacaksın.......
Kayıt Tarihi : 9.2.2026 08:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!