yazdığım her şiirde
biraz yalnızlık var,
biraz gecenin ayazı,
biraz susmuşluğum,
biraz da içimde
kimseye göstermediğim sızı.
ne zaman kalemi elime alsam
kelimeler beni anlatıyor sanıyorlar,
oysa ben bahaneyim,
satırların arasında
hep sen varsın.
biraz acı koyuyorum başına,
biraz burukluk sonuna,
ortasına iki damla hasret.
sonra karıştırıyorum geçmişi
unutmak dedikleri zehirle.
ne hikmetse ruhum,
ne kadar içsem unutulmuyor,
ne kadar yazsam bitmiyor.
demek bazı sevdalar
kadehten değil,
adamın canından içiliyor.
yazdığım her satırda
saklayamadığım bir sevgim var,
adını söylemeye utanmayan
ama yokluğunu söylemeye
gururu elvermeyen.
biraz baba güveni arıyorum sende,
korkma, ben buradayım diyen,
biraz anne şefkati,
yarama bakıp da
neden kanadığını sormadan saran.
biraz aşk var elbet,
olmaz mı?
şu dünyanın bütün akıllıları
aşka deli derken
ben deliliği seçmişim.
aklı başında yaşayıp
ne halt edecektim zaten?
bir kere sevdim mi
hesabı kitabı bırakırım.
çünkü gönül dediğin
tüccar terazisi değil,
bir kefesine dünyayı koysan
ötekine sevdiğini,
yine sevdiğin ağır gelir.
biraz saygı var sana,
biraz kızgınlık kendime.
sana kızmaya kalksam
hatıraların önümü kesiyor,
kendime kızsam
kalbim çıkıp karşıma
sen sevdin be adam diyor.
haklı.
insanın en büyük günahı
sevmek değil belki,
severken kendini
unutacak kadar eksilmek.
biraz yaşadıklarım var içimde,
biraz yaşayamadıklarımız.
bir masada karşılıklı oturup
susamadığımız akşamlar mesela.
birlikte yaşlanmayı
şakaya vurduğumuz günler,
sonra hayatın
şakayı ciddiye alıp
bizi ayrı ayrı yaşlandırması.
çokça sen varsın.
öyle böyle değil,
sabahın ilk sessizliğinde sen,
gecenin son sigarasında sen,
sokağın köşesinde,
eski bir şarkının ortasında,
ansızın burnuma gelen
tanıdık bir kokuda sen.
kaçacak yer bırakmadın bana,
ben senden uzaklaştıkça
sen içimde çoğaldın.
mevsim sonbahar,
aylardan eylül.
yaprakların bile
dalından vazgeçtiği vakit.
günlerden cuma,
kimileri ellerini açıp
allah'tan muradını ister,
ben ellerimi cebime sokup
sokaklarda seni ararım.
belli ki benim duamın
kıblesi şaşmış ruhum,
ne zaman göğe dönsem
aklıma sen geliyorsun.
sonbahara kızmıyorum artık.
ağaç ne yapsın?
gitmek isteyen yaprağı
dalında zorla mı tutsun?
insan da böyle işte,
kimi kalmak için gelir,
kimi gitmeyi öğretmek için.
ama bazıları giderken
kapıyı çekip çıkmaz,
evin bütün odalarını
hatıralarıyla doldurur.
ben de o evde kaldım.
duvarlarda sesin,
masada yarım kalmış cümlelerin,
pencerede gölgen.
kapıyı açıyorum, yoksun,
kapatıyorum, yine sen.
meyhaneci soruyor bazen,
ne koyayım önüne?
gülüyorum.
hiçbir şey koyma usta,
ben zaten doluyum.
çünkü sarhoşluk
her zaman şişeden gelmez.
bazen bir kadın gider,
adam yıllarca
ayık gezemez.
şimdi sorarsan bana
bu şiirde ne kadar ben varım? diye,
hesabını tutamam.
biraz gözlerinde,
biraz gülüşünde,
biraz gidişinde kaldım.
biraz sen bende,
biraz ben sende.
ama işin doğrusu şu ruhum.
ben sana
biraz diyerek başladım,
çünkü çok desem
kelime yetmeyecekti.
biraz yalnızlık,
biraz acı,
biraz sonbahar,
biraz eylül,
biraz sen,
biraz ben.
dedim ya,
biraz diye diye
ömrümü koymuşum şiire.
meğer hepsi bu kadar değilmiş.
meğer
hepsi sen kadarmış.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 29.09.2026 00:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!