✋ Bırakılamayan El
Yorulmuş bir el bu, tutmaktan yorgun, Avucunda bir ömür, biraz kırgın. "Bırak artık," diyorum, göğsüm daralıyor, Fakat o el, benim canımdan bir vurgun.
Senin her düşüşün, benim içimde yara, Dışarıyla uyumlu, bana gelince hara. Biliyorum ki ben, senin son sığınağın, Gizlediğin tüm fırtınaların durağın.
Dışarıda maskeler, içeride fırtına var, Kavgamız, aslında çaresizliğin karı. Atılan her sözde gizli bir güven saklı, Çünkü annen bilir, o el hiç bırakılmaz.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta