Sen, karanlığın ortasındaki ışık!
Sanma ki bakmak, görebilmek için,
Duymak, dinleyebilmek için,
Konuşmak, haykırabilmek için,
Düşünmek, anlayabilmek için,
Yürümek…
Karanlık bir yolda buluverdim kendimi.
Sevdiğim herkesin yolunu aydınlatırken,
Kendi yolumun nasıl karardığını
Görememiştim demek ki.
Önümdeki karanlığı her gördüğümde gülüyor,
Uzunluğunu her farkedişimde haykırıyordum:
Neden o güzel gülümsemeyi,
Bir tek ben göremiyorum?
Neden benim içinde
Aralanmıyor o dudaklar?
Neden yanaklarındaki kızıllık,
Benimde içimi ısıtmıyor?
Uçsuz bucaksız, sonsuz gibi,
Denizin üstünde yol alan denizci.
Açlık ve susuzluktan harap olmuş,
Maviliğin içinde kaybolmuş.
Çaresiz, tutunmuşken yalnızca umuda,
Kimse bilmez…
Neler yaşanır kahvenin ardında.
Dalgalar kıyısını dövüyor mehtabın,
Bedenim dar geliyor ruhuma.
Salı sabahı,
Bir Pazar kahvaltısı.
Olmaz mı?
Öyle güzel olur ki,
Sen yanımdaysan,
Her kahvaltı Pazar sabahı.
Sevmek seni,
Düne kadar yapılmış
Ve yapılabilecek...
En anlamlı şey idi.
Bir kuş daldı geceye.
Yıldızlar feneri, rüzgar yelkeniydi.
Gücü kısacık kanatlarını çırpışında,
Umudu minicik kalbinin atışında idi.
Ama heyhat, ama nafile!
Bilmiyordu ki minik serçe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!