bu saatte bir iki kişilik yarım yamalak sevda çığlıkları dinliyorum.sarılmış bir çift geçiyor yanımdan içimde tuhaf hisler var dolansam ayaklarına bağ olacağım anlaşılan aşk tek düzelik bir yaşamda.sevda yapay oyuncak gibidir.ben kimi sevsem istanbul gelir aklıma.biraz daha ben olur içimde ki çocuk.ben kimi sevsem bir kaldırım yosması gibi sürünürüm hayata.bir yerlerde imkansızlık bir yerlerde biraz umut bu ne çelişkidir anlaşılmıyor hayat.bize neleri sunuyor yaşamak.büyük puntalarla yazıyorum hayata dair yazıları eleştiriyor içimde ki bir yanım.ben alışmışım yalnız kalmayı bir yanım yalnızlığı arar benim.ayrılmadık bir türlü yalnızlığım bırakmadı yanımda kalan anılarımı.ben bir türlü yazamadım bende kalan anıları.yaşama dair çocuk suratıyla baktım yapmacık camdan yaptığım mutlulukların diyarında.o diyarda kayboldum
sonunda ceketimi yıkılmış sevdalara yıkılmış evlere yıkılmış aşkların sevda çığlığında bırakılan yoksul kente verdim geceleri üşümesin diye...
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta