Ellerime girdi ağaç
Suyu kollarıma yürüdü,
Göğsümde boy verdi ağaç -
Aşağı doğru,
Dallar dallanır benden, kollar gibi.
Ağaçsın sen,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ben de rahmimde sukulent büyütüyorum:)
aykırılıkların yarattığı cennet mi hayat?
yoksa
farketmediğimiz güzellikler mi
tebrikler
Bir Kız
Ellerime girdi ağaç
Suyu kollarıma yürüdü,
Göğsümde boy verdi ağaç -
Aşağı doğru,
Dallar dallanır benden, kollar gibi.
Ağaçsın sen,
Yosunsun sen,
Üzerinden yeller esen menekşesin.
Bir çocuksun - şu kadarcık,
Bütün bunlar umurunda mı dünyanın.
Ezra POUND
Bu şiir bana FİLİZ isimli şiirimi anımsattı.
DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ:
Ellerime girdi ağaç: Sana dokundum. Ellerini tuttum.
Suyu kollarıma yürüdü: Seni hissettim. Ellerimden kollarıma doğru geldi o his.
Göğsümde boy verdi ağaç: Kalbime kadar geldi ve orada aşkın boy verdi.
Aşağı doğru: Sonra bedenime yayıldı sevdan.
Dallar dallanır benden, kollar gibi: O kadar büyüdü ki aşkın. Dal budak saldı bende.
Ağaçsın sen: Bir varlıksın sen… Bir canlısın sen… Ağaçsın. Benim ağacım.
Yosunsun sen: Ağaç da değil… Yosun… O kadar narinsin…
Üzerinden yeller esen menekşesin: Hatta bir menekşe… Sana dokunamam. Kıyamam. Ancak meltemler okşayabilir seni… İncitmeden…
Bir çocuksun - şu kadarcık: Küçüksün. Küçücük… O kadar toy, körpe… Dokunulmamış…
Bütün bunlar umurunda mı dünyanın: Fakat dünya o kadar acımasız ki!.. Acımasız insanlar mahvedecek seni! Yok edecek! Ne dalın kalacak ne yaprağın! Çiçeklenmeye bile fırsat bulamayacaksın. Ne yazık!..
***
ACIMASIZ DÜNYA
Sana dokundum. Ellerini tuttum.
Seni hissettim. Ellerimden kollarıma doğru geldi o his.
Kalbime kadar geldi ve orada aşkın boy verdi.
Sonra bedenime yayıldı sevdan.
O kadar büyüdü ki aşkın. Dal budak saldı bende. Varlığıma hâkim oldun.
Bir varlıksın sen… Bir canlısın sen… Ağaçsın. Benim ağacım.
Ağaç değil… Fidan da değil… Yosun… O kadar narinsin…
Hatta bir menekşe… Sana dokunamam. Kıyamam. Ancak rüzgârlar okşayabilir seni… İncitmeden…
Küçüksün. Küçücük… O kadar toy, körpe… Dokunulmamış…
Fakat dünya o kadar acımasız ki!.. Acımasız insanlar mahvedecek seni! Yok edecek! Ne dalın kalacak ne yaprağın! Çiçeklenmeye bile fırsat bulamayacaksın. Ne yazık!..
Mutluluklar…
Onur BİLGE
FİLİZ
Ne cesaret çıkmış incecik filiz
Basarlar ezerler korunamaz ki
Ayak sert toprak sert ne gaddarız biz
Kurtlar sofrasında barınamaz ki
Yazı var kışı var yağmuru karı
Yürekte sıcacık gençliğin harı
Bacakları cılız benzi sapsarı
Takva giysisine sarınamaz ki
Aşkı hayal eder giyer beyazı
Nasıl beklemiştir hazla bu yazı
Kazınsa yerinden çıkmaz bu yazı
Düşlediği evde barınamaz ki
Gözleri masumca sevgili arar
Heyhat ondan gelir en büyük zarar
Yargısız verilir hakkında karar
Ruhen yaralanır arınamaz ki
Bir gelecek safça öne sürülür
Kumara basılır hesap görülür
Hayatın defteri başta dürülür
Son namaz öyle bir arı namaz ki
Onur BİLGE
İmalı olarak çok güzel anlatılan özgün bir şiirdi.' bir kız ' başlığı ile gelen şiir güzelliğin ve özlemin sembolü olmuş.
Az ve öz olarak anlatılan okunası şiirdi tam puan+ant. Saygılarımla.
Cennet de tuba ağacının kökleri yukarı da meyveleri her köşke ulaşırmış acaba o namı benzetti tuba ağacının misali güneş kendisi yukarı da ışıkları her eve giriyor saygılar
Aşağıya doğru boy veren ağaç; hımm oldukça hayali, sanırım kökleride gökyüzündedir :)) Tersine tebbet
Ne dünyanın umurunda ki!Rahmetli şairimiz Orhan Veli'de demiyor mu?'Bir elinde cımbız bir elinde ayna/Umurunda mı dünya!'Dünyanın umarsızlığı yanında insanlar da pek umursamıyor dünyadaki 'olan-bitenleri!' Her iki şairide rahmetle,saygıyla,sevgiyle özlemle ve insanlığa,edebiyata katkılarıyla anıyorum.13 Kasım 2013.
Dünyanın umurunda olmasa ağacın dünyada ne işi var..bence şiir yazmayı türklerden öğrensinler..
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta