kolay değildi kalbimin kapısını aralaman,
nice sessiz kış geçti ben kimseyi almamışken içeriye, anlamadan.
sen geldin, ben sustum, içimde çoğaldı adın,
sen dokundun sadece, ben sana kurdum yarın.
bir sarılışın vardı, ömrüm sanacak kadar derin,
oysa sen geçiyordun, ben kalıcı sandım yerini.
gözlerin değdi bana, içim ev sandı seni,
sen yolcuydun belki de, ben yol bildim yönünü.
ben yaralıydım zaten, sen de eksiktin biraz,
dedim belki iki kırık, bir bütün eder bu yaz.
ben dudaklarımda dua, kalbimde inanç taşıdım,
sen suskunluğu seçtin, ben içimde seni yaşadım.
ne çok şey verecektim, bilseydin kalır mıydın,
içimde büyüyen sana, bir gün sen de varır mıydın?
ben sadakat hazırladım, sen vedanı bile kurmadın,
bir ihtimali sevdim ben, sen o ihtimali duymadın.
şimdi geceler uzun ve adın ağır dilimde,
bir “biz” hiç doğmadan öldü kader çizgimde.
anladım ki bazı kalpler sadece uğrar geçer,
ve bazı vedalar, söylenmeden de biter.
ben artık beklemem, yolların dönse bile bana,
çünkü içimdeki yerin küle döndü yana yana.
sevmek bende kaldı, sen gitmekte özgürsün,
ben yarım bir şiirim artık, sen eksik bir ömürsün.
ben seni
bir hevesin hafifliğinde sevmedim,
kalbimin en zor açılan yerinden indirdim adına ilk adımı.
çünkü bende sevgi,
her gelene verilen bir su değildi,
yıllarca kurak kalmış bir toprağın
ilk yağmura teslim oluşuydu.
uzun zaman sonra ilk kez
birinin omzuna yaslanma ihtimaline inandım,
uzun zaman sonra ilk kez
içimdeki duvarlar kendi isteğiyle yıkıldı.
sen geldin.
ben sustum.
çünkü bazen insan
en çok konuşacağı kişiye karşı susar.
kolların vardı, sardın,
ve dünya o an
kendini daha katlanılır sandırdı.
ben o anı, bir ömür sanacak kadar yanıldım,
sen ise belki
sadece bir an olarak yaşadın.
ben seni
olduğun gibi değil,
olabileceğin gibi sevdim.
içimde büyüttüğüm sen
gerçekte duran senden daha derindi,
daha sadıktı,
en önemlisi bana aitti.
oysa sen
kalbimin kıyısına uğrayan bir gemiydin sadece,
ben seni
limanım sanırdım.
ben yaralıydım,
sen yara,
dedim belki birlikte iyileşiriz,
belki iki eksik yer
birbirini tamamlar.
ben sana
yaralarımı göstermekten korkmadım,
senin yaralarını öpmekten de.
çünkü ben
seninle bu yalandan gülen dünyaya
gerçek bir gülüş adamak istedim.
ben hazırdım,
seni sarıp sarmalamaya,
gecelerime adını usulca koymaya,
sadakatimi omuzlarına örtmeye hazırdım.
içimde beslediklerim
gözlerime sığmayacak kadar büyüktü,
ama sen
gözlerimin içine bakarken bile
orada kalmaya niyet etmedin.
insan anlar,
ait olmadığı bir kalpte
misafir gibi oturduğunu anlar.
ve ben
kendi kalbimde bile
sana yer açarken
senin kalbinde yerim olmadığını anladım.
şimdi
bir sessizliğin içindeyim.
ne adını anacak cesaretim var,
ne de tamamen susacak gücüm.
çünkü sen
gitmiş olsan bile,
içimde kalan şey
sen değilsin sadece—
seninle kurduğum o
hiç var olmamış biz.
insan en çok
hiç yaşanmamış bir geleceğe ağlarmış,
bunu öğrendim.
şimdi geceler uzun,
ve adın
geçmeyen bir sızı gibi içimde.
ama yine de biliyorum:
bir kalp,
kendini vermeye hazır olduğu halde seçilmediyse,
eksik olan o kalp değildir.
ben seni kaybetmedim,
sen
sana verilecek olan o derin sevgiyi
hiç tanıyamadın.
ve bir gün,
bu şiiri içimden sessizce çıkaracağım.
adın
bir yabancı gibi duracak dilimde.
ve ben
seni değil,
sende bıraktığım kendimi uğurlayacağım.
çünkü bazı aşklar
yaşanmak için değil,
insanı uyandırmak için gelir.
ve sen
benim uyanışımdın.
ama artık
benim değilsin.
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 00:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!