Henüz adının konmadığı,
Gözlerin göze değmeden hemen evvelki o dipsiz eşikteyim.
Burası, varoluşun nefesini tuttuğu,
Kelimelerin kifayetsiz kalıp havada asılı kaldığı araftır.
Zamanın büküldüğü, mekanın silindiği,
Gündüz ile gecenin birbirine sarılıp eridiği o kadim demlikteyim.
Aşk, henüz bir yangın değil burada;
Yalnızca fitili ateşlenmemiş, sessiz ve derin bir ihtimal.
Varlık, bu eşikte ikiye bölünür:
Önceki kurak bozkırlar ve seninle yeşerecek o meçhul iklim.
Kalp, göğüs kafesinde kuş gibi çırpınır ama yönünü bilmez;
Çünkü pusula henüz seninle kurulmamıştır.
Her nefes, henüz gelmemiş bir fırtınanın sessizliğidir.
Gökyüzü alaca karanlık, toprak suya doymak üzere;
Ve ben, bu görünmez çizginin hemen kenarında,
Kendimden vazgeçmeye, sana varmaya bir adım mesafedeyim.
Bu, ne kavuşmanın sarhoşluğu ne de ayrılığın acısıdır;
Bu, sadece "o" büyük depremden önceki mutlak sükûnettir.
Biliyorum, birazdan kapı çalınacak,
Yıldızlar yerinden oynayacak,
Ve ben bu tereddüt kulesinden,
Senin o uçsuz bucaksız denizine düşeceğim.
Şimdi, aşkın o keskin arifesinde,
Bütün geçmişimle vedalaşıyor,
Ve ilk defa, gözlerini görmeden seni seviyorum.
Sinan Bayram
Sinan BayramKayıt Tarihi : 23.09.2026 19:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!