Siz hiç gördünüz mü
Siyah bir kedinin sarı bir kediye imrendiğini?
'Ne güzel, senin postun altın rengi' dediğini?
Oysa ben her gün diyorum
Her gün imreniyorum
Başkalarında var gördüğüm boşluklarıma.
Dün akşam hayatımı yedim
Mutluluğu az konmuş, acısı fazla kaçmıştı
Tepeleme ile silme arasındaki fark gözetilmemiş
Kaşık kaşık konan gözyaşıyla fazla sulu olmuştu.
Hayal kırıklıkları yüzüyordu yüzeyde
Kuruyup büzüşmüş ekmek kabuğu parçaları gibi.
Çayırlarda yüzdüm
Denizlerde koştum
Bulutların üstünde yuvarlandım
Uçurumlarda dans ettim
Alevlerle seviştim
Vahalarda boğulup
İnsanlara tökezliyorum
Sarf ettiğim her sözde,
Yaptığım her şakada,
Girdiğim her tartışmada,
Dile getirdiğim her fikirde.
Zira boynuzlarım var benim
İskandil aldım mutsuzluğumdan
Makara döndü
İp boşandı
Salvo buz gibi yalnızlığıma daldı.
Vasatın ilk çağrısı
Döküm bir sandalyeye zincirlediler beni
Gözlerimi bağlayıp sol elimi bir aslanın ağzına soktular.
'Onunla tatlı konuş, hep konuş,
Yoksa seni ısırır' dediler.
O gün bugündür tatlı tatlı konuşuyorum onunla
Pazarlık ediyorum canım pahasına
Açardım kollarımı iki yana
Koşardım saatlerce sokaklarda
Kuş taklidi yaparak.
Kanatlanıp uçuyorum sanırdım o büyülü anlarda
İnsanlar gülüp geçerdi bana
Çocuktum o zamanlar.
Çiviler çaktım beynime
Tutmadı
Saçıldı yerlere düşünceler.
Buruk bir ay vardı gökyüzünde
O da aydınlatmadı
Göreyim son kez onca kırık anıyı
Ruhumu kimsesiz ruhlar yurduna bıraktım bu sabah
Ona bakacak durumda değilim çünkü.
Ölümcül bir bağımlılıkla malul benim bedenim
Mantık bağımlısıyım ben
Beynimin ruhumu doyurması mümkün değil.
Kalbim kiralıktır çeşit çeşit duyguya
Yıllık, sezonluk.
Haset, Öfke, Nefret - kalabalık bir aile
Gürültü patırtı, acıtıcı şakalar, şen kahkahalar.
Dostluk - dul bir adam
Tek gözü kör köpeği Şefkat'le yaşayan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!